top of page

Dijital Kapitalizme Karşı Direnişimsi Mücadelinin Mucidi: Radiohead

  • Yazarın fotoğrafı: Yağmur Barçın Firik
    Yağmur Barçın Firik
  • 19 Eyl 2025
  • 2 dakikada okunur

Dijital Kapitalizm kelimesi bugünlerde çokça duyduğumuz kavramlardan biri bizi dergipark'ın akademik özetlerinde değil de bir günaydınmışcasına karşılayan bu kavram her gün karşımıza çıkmakta... Peki bunun Radioheadle ile ne ilgisi var?


Dramadan uzun bir süre para kazanan ve bizim Genç Werther'e dönüştürerek ev yapan Radioehad sadece müzik değil aynı zamanda eleştiri de yapıyor...Ki en sevdiğim.


Radiohead'in Spotify'ı eleştirmesi yeni bir hikaye değil ama Massive Attack haberi yazamayacağıma göre Spotify denilen müzik alanında kültürel hegemonyasını ne yazik ki kıramadığımız o oluşumu Radiohead üzerinden yermeye karar verdim. Umarım lisede her canı sıkıldıkça Spotifydan yeni grup keşfeden Yağmur'un da bundan haberi vardır.



Spotify bugün 500 milyondan fazla kullanıcıya sahip. Yani “müziğin Netflix’i” falan değil, resmen müzik dünyasının tekeli. Açıyorsun uygulamayı, sana “Sen bunu seversin, hadi şunu da dinle” diye algoritmalar yağmur gibi yağıyor. Ama işin arka planında bambaşka bir hikâye var: Sanatçılara telif ödemesi düşük (hani kahve parası kadar bile değil). Popüler şarkılar algoritmalarla sürekli yukarıda, bağımsız gruplar ise gömülüp gidiyor ve bu sistem öyle bir işliyor ki, kültürel çeşitlilik yerine aynı şarkının 40 farklı remixini dinliyormuşsun gibi bir homojenlik çıkıyor ortaya. Üstüne de ergenlerin koyduğu fotoğraflar cabası..


Thom Yorke 2013’te Spotify için, “ölmekte olan bir cesedin son çaresiz gazı” benzetmesini yaptı. Hani “bitmiş bir endüstriyi ayakta tutmak için yapılmış yapay teneffüs” gibi düşün. Prodüktör Nigel Godrich de “Bu sistem yeni sanatçıları ezer, sadece büyük şirketleri besler” diye ekledi.

Ama Radiohead sadece konuşmadı, harekete de geçti:2007’de In Rainbows albümünü “İstediğin kadar öde” modeliyle kendi web sitelerinden yayınladılar. İster 0 dolar, ister 10 dolar… senin vicdanına kalmış. Bu, müzik endüstrisi için ufak bir devrimdi. Spotify’ın algoritmik tekeline karşı “Bakın, müzik başka türlü de paylaşılabilir” demekti. İşe yaradı mı peki? 2013 yılından beri oluşturduğum playlist sayısına bakılırsa hayır yaramamış. Peki bu benim suçum mu? Hayır. Kimin suçu? Sistemin hatta belki de Thom Yorke'un...

Bu kadar büyük bir çıkış yaparak spotify ile savaş başlatan Thom Yorke günün sonunda yine Spotify tekeline teslim olmak zorunda kaldı.


Bugün ne değişti? Tekelin artık çok daha görünür olması. Discover Weekly listelerinden premium’un bitip reklam arası girmesine kadar her yerde aynı düzen var. Ama buna karşı çıkan gruplar da, dinleyiciler de çoğalıyor.

Size “Spotify’dan vazgeçin, kaset alın” diyemem. Ama en azından o yaratıcı playlist isimlerinin arkasında, eski sevgili stalklarının yanında, devasa bir kapitalist makinenin işlediğini gösterebilirsem… belki de kendi lokal müzik gruplarınızı lokal yollarla desteklemenin yolunu bulabilirsiniz.

 
 
 

Yorumlar


Rock ve Metal Haberleri İçin Abone Olun!

RÖPORTAJLAR

LİSTELER

YENİ ÇIKANLAR

  • White Facebook Icon
  • Instagram - Beyaz Çember

Kritikzine 2024 by Kritik Records © Tüm Hakları Saklıdır

ALBÜM KRİTİKLERİ

HAKKIMIZDA

Rock metal haberleri, röportajları, albüm incelemeleri içeren güncel müzik portalı

bottom of page