top of page

Albüm İncelemesi: Motionless In White- Decades

  • Yazarın fotoğrafı: ozdegokbayrak ✪
    ozdegokbayrak ✪
  • 19 Tem
  • 6 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 22 Tem


Motionless In White’ın yeni albümünün adının Decades olmasını öylesine mi sandınız? Hayır değil; grup, yirmi yılı geride bıraktı bile. Bugüne kadar biriktirdiği bütün sesleri, karakterleri ve karanlık sahneleri aynı albümün içine doldurmuş. Metalcore, nu-metal, gotik rock, endüstriyel tınılar, elektronik müzik ve 80’lerden fırlamış synth melodileri… Ne ararsanız var. Haydi dalalım incelemeye.


Albüm Hakkında


Bana sorarsanız çeşitlilik durumu albümü hem en güçlü gösteriyor hem de bir sorun yaratabiliyor. Çünkü Decades albümü Motionless In White’ın yıllar içinde ne kadar geniş bir müzik yarattığını gösteriyor ama albüm aynı anda birden fazla tuşa basmış gibi; çok fazla şey anlatmaya çalışıyor. Yani, bazı şarkılarda bu çeşitlilik grubun elini güçlendirebilir ama bazı şarkılarda da ortaya biraz fazla kalabalık bir duygu seli çıkıyor. Yine de albümü dinlerken çok sıkılmadım çünkü sıkılmak pek mümkün değil. Bir sonraki şarkıda karşınıza ne çıkacağını hiçbir zaman tam olarak bilemiyorsunuz.


Grup, bir önceki albümlerini 2022'de yayınlamıştı. Albümleri "Scoring the End of the World" sonrasında grup yeni albüm için dört yıl bekledi. Bu süre zarfı, Motionless In White’ın albümleri arasında verdiği en uzun ara. Ama bu zaman diliminde grup ortadan kaybolmadı. Tam tersine konserlerde daha büyük sahnelere çıktı, arena konserlerine ulaştı ve modern metalcore sahnesinin en görünür gruplarından biri haline geldi.



Şarkı şarkı incelersek;


İlk şarkımız Decades. Albümün açılışını yapan “Decades”  şarkısında hızlı gitarlar, sert vokaller ve parçanın ilerleyen bölümlerinde gelen breakdown, albümü oldukça güçlü bir şekilde başlatıyor. “Still here, count the years, fuck a tombstone” cümlesi ise grubun yirmi yıllık kariyerine bir gönderme gibi. Ayakta olmanın verdiği gururu ve öfkeyi yansıtıyor.


Ardından gelen “log_in//crash_out”, albümün elektronik bir tarafıyla tanıştırıyor dinleyiciyi. Parçanın mekanik ritimleri ve dijital atmosferi, Disguise albümündeki “</c0de>”u hatırlatıyor. Bu nedenle iki şarkıyı birbirinin devamı gibi düşünmek mümkün. Bu şarkıda sosyal medyanın karanlık tarafını, online kimlikleri ve dijital dünyanın insanı yavaş yavaş tüketmesi konusu anlatılıyor. Konu bağlamında en çok sevdiğim şarkı bu oldu diyebilirim. Ama dikkatleri çeken bir nokta var ki; bazı vokal efektleri ve tezahürat benzeri bölümler şarkının akışını biraz bozuyor sanki. Yine de albümün ilk dikkat çeken parçalarından biri olmayı başarıyor.


Üçüncü şarkı, Skylar Grey’nin eşlik ettiği “R.I.P.” ile albüm bir anda yavaşlıyor. Bu şarkı, Motionless In White’ın “Another Life” ve “Masterpiece” gibi parçalarla iyice benimsediği dramatiklik tarafını temsil ediyor. “R.I.P.” elbette oldukça melodramatik. Fakat bu noktada Motionless In White’dan küçük ve sakin duygular beklemek zaten biraz anlamsız olurdu. Bu grubun dünyasında ayrılık acısı bile sis makineleri, mumlar ve devasa bir gotik şatonun içinde yaşanıyor. Chris Motionless’ın clean vokalleri parçaya gerçekten kırılgan bir hava katıyor. Skylar Grey’nin kısımları da üstüne tüy diken cinsten. Kırgındık, iyice mahvolduk.  İkilinin vokalleri birbirini bastırmak yerine tamamlıyor. Şarkı yer yer tekrara düşse de albümün en duygusal anlarından biri olarak öne çıkıyor.


Döndük birden hoop nu-metal era'sına! “Fight Like Hell” şarkısıyla kendimi Korn yada Limp Bizkit dinlerken buluyorum gibi oldu. 2000’lerin başındaki alternatif metal sahnesinin etkisi parçanın neredeyse her anında hissediliyor. Hatta Chris Motionless’ın bazı bölümlerde Fred Durst’a selam çaksa yeri. Şarkı eğlenceli, enerjik ve muhtemelen konserlerde çok iyi çalışacak. Fakat sözler bazı yerlerde fazla basit ve ergen öfkesiyle yazılmış gibi duruyor. Yani derin bir anlam aramadan, kalabalığın içinde bağırıp zıplamak için dinlendiğinde gayet iş görüyor. Her şarkının hayatı sorgulaması gerekmiyor sonuçta.


Albümün ennn çok merak ettiğim iş birliği içeren şarkısı ise Playing God. Çünkü Corey Taylor konuk.  Sıkı bir Slipknot fanı olarak Corey Taylor’ın konuk olduğu bu şarkı bence albümün en çok konuşulacak parçalarından biri. Şarkı, toksik internet kültürünü, sahte otoriteleri ve ekran başından herkesi yargılayan insanları hedef alıyor. Ne gaz konu! Tam da toplumsal nefrete ve dejenerasyona yönelik, ayrıca bu durumun otoriter figürler tarafından halk eliyle yapılan söylemlere bir tokat gibi şarkı. Ve tabi ki Corey Taylor’ın varlığı, vokalleri şarkının tamamına yayılıyor. İnsanı sarsan ve iyileştiren sesiyle müzikal olarak bakıldığında “Playing God”, Motionless In White’ın en iyi yaptığı şeylerin çoğunu bir araya getirmiş. Şarkıda yine gitarın sert riff’leri var  ve Corey Taylor da doğal olarak şarkıya bir miktar Slipknot kaosu taşıyor.


“All That I’ve Ever Known” şarkısında bir tık şaşırdım çünkü şarkının bir noktasında dubstep breakdown var.  Bence albümün en tartışmalı tercihlerinden biri. Ara ara rap vokaline yakın bir vokalle melodik yapıyı güzel sağlamış ama bahsettiğim dubstep kısmı parçanın içine sonradan yapıştırılmış gibi duruyor. Skrillex havasına ne gerek var anlayamadığım bir durum.  Bence buradaki sorun elektronik müzik kullanılması değil. Motionless In White zaten yıllardır elektronik ve endüstriyel tınılarla iç içe yaşayan bir grup. Sorun, bazı elektronik bölümlerin şarkının doğal akışıymış gibi değil de özellikle dinleyeni şaşırtmak için eklenmiş hissi vermesi.


“Blood Rave”de ise elektronik kısım daha iyi oturmuş. Dinlerken karanlık bir erada bir gece klubünde çalar bu şarkı. Tam anlamıyla bir gotik rave atmosferi. Anthony Martinez’in vokalleri de şarkıya güzel bir katkı yapmış. Buradaki elektronik breakdown, “All That I’ve Ever Known”daki gibi yabancı ve sonradan oturtulma gibi durmuyor çünkü bu şarkı direkt elektronik. Şarkının sonunda "careful what you wish for" diye bağırdıktan sonra "cause you dont know" diye tamamlayası geliyor insanın 🤷🏻‍♀️


Underworld serisi havasındaki bir diğer şarkımız ise. “Love At First Bite”. Şarkının daha ilk saniyelerinden itibaren Scoring the End of the World albümündeki “Werewolf”ü hatırlattı bana. Hatta bunu “Werewolf”ün daha vampir, daha romantik ve biraz daha gösterişli bir devamı olarak tanımlamak mümkün. Org sesleri, parlak synthesizer’lar ve akılda kalan nakaratıyla şarkı tam bir vampirellalı korku filmi havasına sahip.


Albümün devamındaki “Count Back From Zero”, elektronik müzikle metal rifflerinin en dengeli biçimde birleştiği parçalardan biri. Intro sözleri ve nakaratı güzel, melodiler güçlü ve şarkının içindeki hiçbir unsur diğerinden kopuk durmuyor. Albüm boyunca yaratılmak istenen metalcore-elektronik müzik dengesi en doğal bu şarkıda. 


Çok Sevilemeyenlerde Bugün: 👎🏼

“Blood Pact” ise albümde çok sevemediğim bir şarkı oldu. Açıkçası şarkı başlayınca intro lyrics'te kapatasım geldi. Şarkı sert ve saldırgan bir hava vermesine rağmen aslında arkasında fazla bir şey kalmıyor. Sözleri öfke barındıran şarkının yoğun efektli vokalleri var. Ama sözler çok slogan gibi tekrarlanan bir havaya sahip ve ilk dinleyişte dikkat çekse de parçayı yeniden dinleme isteği uyandırmakta zorlanıyor bence.


Çok Sevilenlerde Bugün: 👍🏼

Neyse ki hemen ardından gelen “Afraid of the Dark” bu durumu hızlıca toparlıyor. Dinlerken "oh be işte bu MIW" dedim.  Albümün açık ara en sevdiğim şarkısı bu oldu. “Afraid of the Dark”,  Motionless In White’ın son yıllarda yazdığı en iyi şarkılardan biri olabilir. 2000’ler metalcore’unu hatırlatan gitarlar, duygusal sözler, büyük bir nakarat ve yerinde kullanılan sertlik… Grup burada gerçekten kendi zirvesine yaklaşıyor. Şarkının en güzel yanı, Motionless In White’ın teatral görüntüsünün altında yatan asıl duyguyu yeniden hatırlatması. Grubun müziğinde her zaman karanlıkta kalmış, kendisini bir yere ait hissedememiş insanların birbirini bulmasıyla ilgili bir taraf vardı. “Afraid of the Dark” işte bu bağa dokunuyor. Parça, karanlıktan korkmamayı değil; o karanlığın içinde yalnız olmadığını fark etmeyi anlatıyor. Bu nedenle albümdeki en kişisel ve en samimi noktası burası. Beni de bireysel olarak en çok bu şarkı etkiledi. 


Albüm, Corey Hart’ın 1983 tarihli “Sunglasses At Night” şarkısının cover’ıyla kapanıyor. İlk bakışta biraz garip bir tercih gibi görünse de albümün yoğun 80’ler synth etkisi düşünüldüğünde aslında oldukça mantıklı buldum. Dinlerken 84 yılını anlatan American Horror Story 9. sezon bölümleri de ayriyeten kafamda dönmeye başladı. 


Derleyip Toplamaca

Decades ile ilgili bazı şarkılarda memnuniyet hiç yok. Bence albümün temel problemi, herkesi aynı anda memnun etmeye çalışması. Ağır Motionless In White sevenler için breakdown’lar, melodik tarafını sevenler için büyük nakaratlar, gotik şarkıları sevenler için karanlık eralar , nu-metal dinleyicileri için rap bölümleri ve elektronik müzik sevenler için synth ağırlıklı parçalar var.

Bu çeşitlilik sayesinde hemen hemen herkes albümde seveceği birkaç şarkı bulacaktır. Fakat böyle bir çeşitlilik olması da albümün tek bir bütün gibi akmasını zorlaştırıyor. Dinlerken bütüncül bir albümden çok, Motionless In White’ın farklı dönemlerini temsil eden şarkıların bir araya getirildiği karanlık bir listeymiş gibi bir his uyandırıyor. Yine de Decades'i tamamen dağınık ya da başarısız bir çalışma olarak görmek haksızlık olur. Albümün belirli bir fikri var: Motionless In White’ın yirmi yıllık geçmişini tek bir ses altında toplamak. Sadece bu ses bazen fazla kalabalıklaşıyor.

Bir şarkıda metalcore’un içinde savrulurken, birkaç dakika sonra kendinizi elektronik bir gece kulübünde, ardından gotik bir aşk şarkısında ve sonra da 80’lerden kalma bir korku filminin içinde buluyorsunuz. Bazı dinleyiciler için bu geçişler albümün en eğlenceli tarafı olarak kabul görebilir. Bazıları içinse bütünlüğü bozan temel sorun.

Elektronik denemelerin tamamı da aynı ölçüde başarılı değil. Bazı sözler müziğin yarattığı etkinin gerisinde kalıyor. Bazı şarkılar da gereğinden fazla unsurla doldurulmuş. Fakat albümün iyi anları gerçekten çok iyi. Özellikle “Afraid of the Dark”, “Playing God” ve Blood Rave” grubun farklı yönlerini güçlü biçimde temsil ediyor.



Puan: 6.5 /10


Öne çıkan parçalar: “Afraid of the Dark”, “Playing God”, “Blood Rave”, “R.I.P.”, “Count Back From Zero”


Kimleri dinliyorsan seversin: Bring Me The Horizon, Ice Nine Kills, Bad Omens, In This Moment, Spiritbox, Falling In Reverse



Yorumlar


Rock ve Metal Haberleri İçin Abone Olun!

RÖPORTAJLAR

LİSTELER

YENİ ÇIKANLAR

  • White Facebook Icon
  • Instagram - Beyaz Çember

Kritikzine 2026 © Tüm Hakları Saklıdır

ALBÜM KRİTİKLERİ

HAKKIMIZDA

Rock metal haberleri, röportajları, albüm incelemeleri içeren güncel müzik portalı

bottom of page