• defne ergenoglu

Olasılık ve Belirsizliklerle Belki Biraz

Güncelleme tarihi: 6 May



Tam bir nine oldum son iki haftada. Sırtım acıyor ya, psikolojik yorgunluğum fiziksele vurdu resmen. Gözlüklerim de burnumun ucuna düşüp duruyor, bir o eksikti. Ne mızıklandım!


Nasılsınız bu arada? Sesim soluğum çıkmadı, siz de ne vefalı arkadaşlarsanız yazmadınız hiç. Kırıldım valla.


Şaka bir yana, harika bir grubun, okuması inanılmaz zevkli bir röportajıyla sahalara geri döndüm.


Klasik bir “Bu grubu nasıl buldum?” hikayesiyle başlıyorum, hazır mısınız?


Bazen çok sıkılıyorum şarkılarımdan. Önceki gün 8 milyon kere dinlediğim şarkıdan aniden bıkabilirim ve bunun mantıklı bir açıklaması olamaz. Ama aynen de böyle oluyor: duyuyorum bir şarkıyı, bayılıyorum, bıkana ve kusana kadar aynı şarkıyı dinliyorum ve tak! Bıkmış oluyorum birdenbire.


Günlerden bir gün yine trilyon kere dinlediğim şarkımdan bıkmıştım. Bu açıdan Spotify algoritmasını çok seviyorum, bir şarkıyı dinledikten sonra yana kaydırınca ona benzer başka bir sürü seçenek çıkartıyor karşıma.


Ve deli gibi kaydırdım ben de. Birden “Aklımda Biri Var” geldi, durdum. Gitarın tınısı çok hoşuma gitti. O saniyeden itibaren yeni takıntım başladı. Tuhaftır ki bu sefer bıkmadım, bıkacağımı da hiç zannetmiyorum. Tüm parçalarda beni çeken bir şey var, dipsiz bir kuyu gibi. İndikçe iniyorum, dinledikçe dinleyesim geliyor. Sözler hep çok dikkat ettiğim bir bölüm oldu şarkılarda. O hikaye şarkının vazgeçilmez bir parçası benim için. Bu gruptaysa iki dünya da var, hem sound hem sözler harika kurulmuş.


Aziz’e, Arda’ya, Emir’e ve Orkun’a çok teşekkür, hepinizi tek tek tanıma fırsatı bulduğum için çok şanslıyım. (Araba geçerken cümlelerinizi yarıda bıraktığınız ve hemen sonrasında kaldığınız yerden aynen devam ettiğiniz için de ayrı teşekkür ederim.)


Sizi grupla yalnız bırakıyorum, umarım benim hastası olduğum kadar siz de bayılırsınız.



Defne: Kendinizi tanıtır mısınız biraz?

Aziz Mete Şahin: Ben Aziz Mete Şahin, 20 yaşındayım. Grubun bas gitaristi ve menajeriyim.

Emir Doğan: Ben Emir Doğan, 20 olacağım. Vokal ve elektro gitaristim.

Aziz: Kesinlikle 19 değil 20 olacak. (Gülüşmeler)

Arda Öngül: Ben Arda Öngül, 20 yaşındayım. Bateri çalıyorum.

Orkun Temeltaş: Ben de Orkun Temeltaş, 22 yaşındayım. Grupta elektro gitar çalıyorum.

Defne: Nasıl müziğe başladınız?

Aziz: Ben 5.sınıfta gitar kursuna yazılmıştım. Yaklaşık bir ay sonra bir işime yaramadığını anlayıp Youtube’dan izleyerek öğrendim.

Emir: Benim serüvenim oyuncak bir gitarla başladı. İlk ritim tutmayı öğrendim, ilgim merakım da ebeveynlerimin dikkatini çekmiş olsa gerek ki bir gitar aldılar. Harmonikleri, akorları çözmeye başladım. Sonra bir dönem çok yoğun elektronik müzikle ilgilendim.o zamanlarda da kayıt programlarını çözmeye başladım. FL Stüdyo’yla başladım, uzun zamandır da onu kullanıyorum. Bir bakıma elektronik müziğe olan ilgim sayesinde kayıt ve prodüksiyonla ilgili birtakım detay ve teknikleri öğrenebildim. Grubun tüm kayıtlarını, prodüktörlüğünü ben yapıyorum diyebilirim. Yavaş yavaş, bir yerde bir piyanoya denk gelip bir şeyler deneyerek falan, bir şekilde ilerledi.

Arda: 14-15 yaşlarında aile zoruyla piyano dersleri aldım. Aile zoruyla olduğu için de sıkılıp bıraktım. Babam bateri çalıyordu o zaman, 1.5 sene bateri çaldı. Evde de dijital baterimiz vardı o yüzden. Babam bırakınca ben heveslendim, öyle bateriye başladım.

Orkun: Benim gittiğim ortaokulda 4.sınıfta bir enstrümana başlamak zorunluydu. Ben de o zaman dinlediğim müzikler gereğince “Bari gitara yazılayım” dedim. Baktım, eğlenceliymiş. Liseye kadar çok da ciddiye almıyordum, lisede baya ilgimi çekti. Ağırlık vermeye başladım. Müzik serüvenim öyle başladı.

Defne: Nereden tanışıyorsunuz?

Aziz: Biz önceden tanışmıyorduk. Şöyle anlatayım, ben Emir’le liseden arkadaşım. Lisede tanıştık, Arda’yla dershaneden arkadaşım. Arda’yla Orkun da yazlıktan arkadaş.

Defne: Ailenizde müzisyen var mı? Yaratıcı altyapınıza bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?

Aziz: Benim ailemde herhangi bir müzisyen yok, o yüzden düşünmüyorum. (gülüşmeler)

Emir: Etki ettiğini sanmıyorum ama hiç görmediğim bir akrabam ressammış geçen öğrendim.

Arda: Bizim de yok ya. Yani geçmişimizde yok ama, herkes ilgileniyor şu an. İkiz kardeşim, abim var. Hepsi ilgileniyor.

Orkun: Bizim ailede ilk ciddi bir şekilde müzikle ilgilenen benim.

Aziz: Türümüzün ilk örneğiyiz.

Orkun: Arda’nın babası davul falan çalıyordu en azından. Bizde enstrüman aldıran ben oluyordum hep.


Defne: Grup nasıl kuruldu?

Emir: Nasıl kuruldu… biz Aziz’le liseden tanışıyoruz. O zamanlar ilk “Belki Biraz” kurulduğunda bu ekip değildik. Aslında Belki Biraz da değildik ilk başta. … Lisesi Müzik Ekibi olarak kurulduk.

Aziz: Ben devam ettireyim mi?

Emir: Tabii tabii.

Aziz: Müzik yarışmasına katılacaktık. O yüzden bir ekip topladık, Emir vardı orada. O şekilde birleştik. Sonra “Belki Biraz” ismi oldukça kadro değişti. En son bu ekip kaldı.

Emir: Ben bateriye geçecektim ilk başta. Aziz bilir, siz bilmezsiniz.

Aziz: Bir arkadaşımız geçecekti vokale.

Emir: İlk bateriye geçecektim. Okuldaki ilk grup deneyimim olacaktı. Bilmiyoruz, heyecan da var. Annem de sağolsun, müzikle olan uğraşımı destekliyor. Onunla da sık sık paylaşıyordum, “Sen neden vokale geçmiyorsun? Sesin güzel” dedi. O şekilde vokale geçme kararı aldım.

Aziz: (Güler) Hatırlıyorum, bana gelip “Ben vokale geçeceğim!” demişti. Ben de şaşırmıştım. “Daha iyi olur” demiştim ama.

Emir: Aslında sesimin güzel olduğunu inkar ettiğim, bundan utandığım bir dönemdeydim. O yüzden hiç vokalist olmak gibi de bir niyetim yoktu. Ama iyi ki öyle bir karar almışım.

Aziz: Son stüdyolarında dinlemiştim, çağırmıştı beni. Emir’den hiç öyle bir vokal beklemiyordum. Size de dinletmiştim trende. O kalın ses… “İyi ki Emir olmuş” demiştim. Baya etkilenmiştim.

Defne: İsim nereden geliyor?

Emir: Altında bir anlam yok açıkçası. Dedik ki, akılda kalıcı, belirsizlik ve olasılık belirten bir şey olsun. Belki veya Biraz gibi düşündük. Ya Belki olsun ya Biraz. Bu konuyu yine annemle paylaştım, o da “Neden Belki Biraz olmasın?” dedi. İkisini birleştirmiş olduk.

Defne: Annen grubun en büyük destekçisi galiba.

Emir: Biraz öyle.


Defne: Kayıt süreçleri nasıl oluyor? Şarkıları yazmak mesela. Oturup “şöyle yapalım” mı diyorsunuz? Birçok şeyin toplamı mı yoksa?

Emir: Çok karma ilerliyor ya. Fikir bazında grupla sürekli etkileşim halindeyiz.

Aziz: Ama genelde Emir başlatıyor, onun fikirlerini yürütüyoruz. Şu ana kadar çıkmış tüm şarkılarda Emir’in fikirlerini baz aldık. Üstüne hep beraber kafa yoruyoruz.

Emir: Kayıt süreci de… evde benim ekipmanlarımla oluyor. Çok yakın bir zamana kadar hatta vokal ve gitar kayıtlarını Iphone ses kaydıyla aldık. “Aklımda Biri Var” da hatta öyle kaydedildi.

Orkun: Bilmiyorduk. (Gülüşmeler)

Defne: Baya temiz duyuluyor ama.

Aziz: Evet. Iphone’u övdük biraz.

Defne: Sponsor olurlar umarım. (Olur musunuz?)

Emir: Kanye West de bazen vokallerini telefondan kaydediyormuş.

Aziz: Öyle mi?

Emir: Iphone diyor özellikle.


Defne: Şarkı yazmaktan bahsetmişken, söz yazmanın bir formülü var mı?

Aziz: (Emir’e) Lütfen açıkça anlatır mısın? (Gülüşmeler) Nasıl işliyor? Biz de merak ediyoruz da.

Emir: Söz yazmanın formülü… benim birinden hoşlanmam. (Kahkahalar) birine vurulursam oluyor. Şaka bir yana, hakikaten duyguları çok doruklarda yaşayan biriyim. Birinden etkilendiğim zaman olmasını istediğim, gerçekleşmesini istediğim senaryoyu ya da o kişiye beslediğim duyguları bir etkileşim sonucu abartılı ve doğru sözcüklerle anlatmayı seviyorum. Bir şekilde geliyor yani, belirli bir formülü yok. Bir formülü varsa da bu olduğunu düşünüyorum.

Defne: Yani şarkıların var olması için senin birinden hoşlanman gerekiyor?

Emir: Evet. (Kahkahalar) Genelde diyelim. Olmayınca da sıfır olmuyoruz, yine bir fikirler ortaya atılıyor ama insan çok hevesli bir şekilde başladığı bir işten çok daha emin oluyor. “Devam etmeliyiz” diyoruz.

Aziz: Aslında sadece Emir’in birinden hoşlanması değil, yaşanmışlıklar da var. Yeni yaşananlar ve yaşanmışlıklar üzerine.

Emir: Geçmişe göz gezdiriyoruz.


Defne: Grubunuzun en sevdiğiniz şarkı ne?

Arda: Dinlemeyi mi çalmayı mı?

Defne: Bir tane dinleme bir tane çalma. Neden ikisi de olmasın?

Arda: “Neden ikisi de olmasın…” Dinlemeyi en sevdiğim “Senle”. Duygulu geliyor bana. Bir de “Ölmem Gerek”, bir tane söyleyemem. Çalmayı sevdiğim… ona da iki tane söyleyeyim. Konserde “Aklımda Biri Var”, provalarda “Adını Bilmediğim”.

Orkun: Benim dinlemeyi en çok sevdiğim “Haklıydın” bir de “Olur Mu Hiç?”. İkisine bayılıyorum. Çalarken de “Aklımda Biri Var” ve “Adını Bilmediğim”. Çok enerjik, çalması zevkli.

Aziz: Çalarken “Aklımda Biri Var”, dinlerken “Lafı Uzatmadan”. Bir de “Huzur”.

Emir: Çalmayı en çok sevdiğim “Aklımda Biri Var”. Çok keyifli. Dinlemeyi seçemeyeceğim, çünkü şarkılar dijital marketlere çıkmadan önce benim tarafımdan milyon kere dinlenmiş oluyor. O şarkıyı çıkmadan tüketmiş oluyorum aslında. Bu yüzden objektif yaklaşamayacağımı düşünüyorum.

Aziz: Bence senin en sevdiğin yeni çıkacak olan. (Gülüşmeler)

Emir: Şu an çıkacak yeni single dinlemeyi en sevdiğim olabilir, dolaylı yoldan da en az tükettiğim. Hala yolu var, dinlemeyi seviyorum.


Defne: Ne tüketiyorsunuz müzikal açıdan? Hangi şarkıcıları, hangi sanatçıları dinliyorsunuz?

Aziz: Süper soru. Ben düşüneceğim, siz başlayın.

Orkun: Ben üniversiteye kadar çok ağırlıklı metal dinliyordum. Üniversitede yeni türler keşfettim, daha farklı türlerde dinlemeye başladım. Özellikle Türkçe, bizim yaptığımı türe daha yakın olan, indie/ alternatif rock gibi. Son bir yıldır yarı yarıya dinliyorum; yarısı ağır müzikler, bir o kadar da hafif şeyler. Mesela Son Feci Bisiklet’i çok severim.

Defne: Güzel yapıyorlar şarkılarını.

Orkun: Onlar beni alternatif müzik türlerine itti. Komik bir şekilde, gruba girmeden önce de Belki Biraz’ı dinlerken çok keyif alıyordum. Büyük ihtimalle bu yılın sonunda, Spotify’ın özetinde ikinci sırada olacağız.

Aziz: 1.kim?

Orkun: Son Feci Bisiklet. (Gülüşmeler)

Defne: Hangi albüm peki?

Orkun: Sistemik albümünü çok beğeniyorum.

Defne: Biri daha öyle söylemişti, galiba Sistemik genel olarak seviliyor.

Orkun: Kendi türlerinde farklı bir şey, çok Son Feci Bisiklet albümü değil gibi ama gerçekten çok başarlı şarkıları olduğunu düşünüyorum.

Arda: Ben her şeyi dinliyorum. Her şeyi dinlemeyi de çok seviyorum. Kendimi geliştireyim, bir şeyler katayım diye değil de… Türkçe, yabancı, rock, pop; hiç fark etmiyor. Ama ilk başta biraz daha elektronik şarkılar dinliyordum. Rock’a geçme olayım Yüksek Sadakat’le oldu. Sözlü müziklere öyle geçmiştim, o yüzden onların yeri daha ayrı ama hiç ayırt etmeden her şeyi dinliyorum.

Defne: Dedin ya, “Birkaç tür müzik dinliyorum” diye. Sektörü tanımana yardım ediyor mu? Ne tür müzikler seviliyor, hangi türler sevilmiyor, söz açısından ne ilgi çekiyor…

Arda: Analiz yapmama çok yardımcı oluyor mu bilmiyorum ama kendimi geliştirmem açısından daha yararlı oluyor. Her türde çalmayı çok seviyorum. “Bir tek rock çalayım, bir tek pop çalayım” kafasında değilim. Hepsinden apayrı zevk alıyorum.

Defne: Çok güzel bir şey bence, hem her türü dinlemen hem de çalarken ayırt etmemen.

Arda: Bence de.

Emir: Ben elektronik müzikle uğraştığım dönemlerde haliyle çok fazla EDM (electronic dance music) dinledim. Çok yani. Uzun bir süre sadece EDM dinledim, sonra elektronik müziğin dallarına giriştim. Henüz keşfetmemiş olmamdan dolayı

rock’a falan ilk başlarda çok ilgim yoktu. Okulda bir performans sergileyeceğimiz için ekip toplandı, bu beni heyecanlandırmıştı ve rock’a giriştim bu sefer. Maalesef yeni tatlar arayışında bulunma cesareti yok. Hiç bilmediğim bir albümü baştan sona dinleme sabrı yok yani. Maalesef. Ama zamanla, moduma göre, birkaç ay sadece jazz dinlediğim, birkaç ay sadece türkü dinlediğim dönemler oldu. Ama şu aralar ağırlıklı olarak rock dinliyorum.

Defne: Hangi rock sanatçılarını dinliyorsun? Yabancı/ türk?

Emir: Ne dinliyorum… ağırlıklı olarak Royal Blood çok seviyorum. Onun dışında biraz, metal kayacağım ama, Motorhead hoş. Çok karışık yani.

Defne: (Aziz’e) Düşünebildin mi?

Aziz: Düşünebildim. Emin olduğum tek şey var: müziğe başladığımdan beri pop ve rap dinlemedim çok. Aslında başından beri rock dinledim, özel olarak bir grup da yoktu. Özellikle Türkçe rock dinledim, şimdiye kadar tüm grupları dinlediğimi söyleyebilirim.

Defne: Son zamanlarda hangi sanatçıları dinliyorsun?

Aziz: Belki Biraz’la Dolu Kadehi Ters Tut’u ayrı bir yere koyarım. (Gülüşmeler)

Defne: Dolu Kadehi Ters Tut’la ilgili bir şey soruyorum o zaman: son single’larını beğendin mi?

Aziz: Beğendim.

Defne: “Gitme”yi peki?

Aziz: Onu da konserlerimizde söylüyoruz. O kadar beğendik ki. Genel olarak beğendiğim bir grup yani.

Defne: Şeyden sordum, özellikle Dolu Kadehi Ters Tut’la ilgili bir sürü farklı fikir var da, ondan. Tarz açısından daha çok.

Aziz: Tarzlarını değiştirdiler evet. “Islansın”ı beğenmemiştim bir tek, tarzlarından koptuklarını düşünmüştüm. Onun dışında aşırı bir değişim olduğunu düşünmüyorum, kaliteli buluyorum.

Emir: Çok elektronik sample’lar ve sound’lar kullanmaya başladılar. Mesela bildiğim kadarıyla “Polonya’nın Başı Belada” komple akustik bir albüm.

Aziz: Enstrüman da değiştirmiş oldular bir yandan.

Emir: Çok elektronik seslere başvurdular, bu sanırım biraz çizgisini değiştirdi. Farklı bir tarza kaydılar.

Aziz: Beğeniyorum ama hala.


Defne: Şarkılarınızda nasıl bir sound amaçlıyorsunuz? Dinleyiciye ne geçirmeye çalışıyorsunuz, arkasında nasıl bir duygu var?

Emir: Sahne üzerinden örnek verecek olursam “unutamayacakları bir gece” derdim. Ya da bir tını ki çok derinden etkilesin. Minimum çeşitlilikle maksimum verim gibi de diyebilirim. Birçok notayı karıp birden fazla teknik kullanarak çok da ciddi şaheserler yapılamıyor bence. Aksine seslerin tarif ettiği duyguları kapabildikten sonra sadece re üzerinden bile çok fazla şey anlatabileceğimizi düşünüyorum.

Orkun: Geçen hafta toplandığımızda önümüzdeki konserler için set list çıkarıyorduk. Emir şeyden bahsetmişti, bir şarkıda tam tanım olarak senkoplar olduğu zaman konser veya festivallerde çalınca çok daha enerjik oluyor.

Emir: Doğru bir nokta bu, şarkılarda dur-kalk’ları ya da senkopları çok seviyoruz. Grup içi organizasyonu seyirciye çok net gösterebilen bir şey.

Arda: Enerjiyi karşıya geçirebilen bir şey.

Aziz: Organizasyonu gerçekten hissettirebiliyor.

Orkun: Az notayla akılda kalıcı bir şey dedi ya Emir, “Ölmem Gerek” şarkısını 14 Şubat’ta konserde çalıyorduk. İntrosunda bir gitarı ben çalıyordum, şarkıya girdiğimizde herkesin ritmine eşlik etmeye başlaması çok güzeldi.

Emir: “Adını Bilmediğim”deki ilk mi notası var ya? Onu ilerde, şarkı çok ünlenirse, konserde mi’yi vurduğum gibi insanların anlayıp heyecanlanması çok istediğim bir şey.


Defne: Aşk bir mesele, politika bir mesele, ekonomi bir mesele. Böyle bir mesele var mı yansıtmak istediğiniz ya da şu an yansıttığınız? Emir’in insanlara aşık olmasından başka. (Kahkahalar)

Arda: Ben şahsen olsun istiyorum, hatta her konserde de öyle bir şarkı koymak istiyorum. Şimdilik çekiniyor muyuz, gerek mi yok diyoruz bilmiyorum.

Emir: Mesaj verme kaygısı taşıyor muyuz gibi mi?

Defne: Mesaj verme gibi değil de, daha çok sözlerle ya da şarkının bütünüyle insanlara anlatmak istediğiniz bir derdiniz var mı?

Arda: Şarkıyı yaparken mi yoksa konserde sergilerken mi?

Defne: Direk birisi dinlerken. Mesela Duman’da hüznü, huzursuzluğu görüyoruz, onlar için mesele olan politikayı da aktarıyorlar dinleyiciye. Ekonomiden bahsetmek, yine bir mesele. Öyle bir şey var mı?

Aziz: (Arda’ya) Sen girdin sen çık.

Arda: (Güler) Başta verdiğim cevaptan emin olamadım. Öyle genel bir çabamız yok galiba.

Orkun: Bomboş eğlence gibi.

Arda: Evet, enerjiyi geçirelim, beraber eğlenelim.

Aziz: Var olduğumuz saatler boyunca eğlenmeyi bilelim.

Emir: Aslında kuruluş amacımızda da öyle bir şey yok, şarkı yazarken düşünüyoruz. Bir konuda dertliysek, o konu hakkında yazarız. Özellikle bir amaca yönelik yazmıyoruz. Değişkenlik gösteriyor.

Aziz: Tamamen anlık.


Defne: Daha çok sound’a mı dikkat ediyorsunuz sözlere mi? Neyin ağırlıkta olmasını istiyorsunuz?

Aziz: Kendi fikrim; sound.

Emir: Bence de sound, çünkü iyi aranjeyle günümüz piyasasında sözlerin çok da bir anlamı kalmıyor. Herkes birkaç kafiye oluşturduktan sonra öyle bir algı oluşuyor ki, “Burada çok derin bir anlam var” denmeye başlanıyor.

Aziz: Çok basit sözlere bile…

Emir: Evet, o yüzden sound’un daha bir fark yaratacağını düşünüyorum.

Arda: Bence sound ya da söz olarak çok bir ayrım yapmaktan ziyade tamamen duyguyu vermek önemli. Bir şarkı yapsak, akustik olsa ve benim rolüm olmasa o şarkıda ama karşıya duygu çok iyi geçse, çok mutlu olurum. Ama onun dışında söz değil sound’la o duyguyu verebilirsek o da tamam. Bence duyguyu geçirebilmek önemli yani.

Orkun: Bazı şarkılarda sound daha ön plandayken bazılarında sözler daha belli. Mesela bizim şarkılardan örnek veriyorum, “Namütenahi” çok sevilen şarkılar arasında. Orada gitar bazında çok kompleks bir şey yok. Bence o şarkıyı o kadar güzel kılan şey sözleri. Sözlerin anlattığı hikaye, vokal melodisi. “Adını Bilmediğim”de o enerji, o sound şarkıyı farklı kılıyor. Bazılarında sözken bazılarında sound yani.


Defne: Çaldığınız enstrümanlara isim veriyor musunuz?

Emir: Ben vermedim henüz. Arada överim kendisini, bebeğim falan derim ama. Bir yere çarptığım zaman özür dilerim ama isim vermedim daha.

Arda: Ben hep farklı davul çaldığım için olmadı öyle bir şey.

Defne: Evdeki davul seti?

Arda: Evdeki davul setini de Emir’in evine taşıdım, artık o da yok. O yüzden olsa da versem diyorum şu an. (Gülüşmeler)

Aziz: Yok benim de ya.

Orkun: Yapan arkadaşlarım var, özellikle lisede gitarına isim veren arkadaşlarım olmuştu. Hiç öyle bir şeye girişmedim ama.

Emir: O kadar derin bir bağ yok aramızda.

Arda: Sevdiğim bir olay aslında, bağ kurmak isim vermek falan. Motoruma isim veririrm mesela, bir bağım var. Ama dediğim gibi davulum yok, olsa kesin veririm.

Defne: Emir’in evindeki davul seti ne renk?

Aziz: Beyaz.

Arda: Siyah-turuncu.

Aziz: Hayda, çok fena sallamışım.


Defne: Pandemi nasıldı? Ne yaptınız? Hem müzikal hem sosyal açıdan nasıldı?

Aziz: Aslında pandemiye yakın zamanda kurulduk, 2019’un sonlarına doğru. “Modafinil” albümümüzden sonra oldu pandemi. Pandemi esnasında çok konser planımız vardı, hepsi iptal oldu. Biz de yas tutmak yerine ekibi güncelledik ve bir demo yarattık. Hala arada sırada o demoları kullanıyoruz. Boş geçirmemeye çalıştık ama haliyle…

Defne: Boş da geçti.

Arda: Bir de YKS dönemimize denk geldi.

Aziz: Evet bir de o vardı. Hepsini ortak yapmaya çalıştık.

Arda: Sınava hazırlanıyorduk, yani pandemi olmasa bile çok sosyal bir hayatımız olmazdı. Ama ben yine çıkabildiğim zamanlarda hep dışarı çıkıp sosyalleşmeye çalıştım. Sınava da hazırlanmaya çalıştım, ikisini bir arada yürüttüm.

Orkun: Benim pandemide ciddi bir paranoyam oluşmuştu. Korona korkusundan ağırlıklı olarak evdeydim. İyi yani şu oldu, çok fazla yeni müzik türü dinlemeye başladım. Zaten Son Feci Bisiklet’in Sistemik albümü pandemiden üç-dört hafta önce çıkmıştı. Onunla birlikte Spotify’dan bir sürü yeni şey öğrendim. Enstrümana çok ağırlık verdim. Üniversitedeydim o zaman, ilk yılıydı. Normalde sabah üniversiteye gidiyordukm, akşam eve gelince enstrümana belki bakabiliyordum. Online olunca 10 dakika arada bile çalabilmeye başladığım için iyi oldu. Pandemi benim için müzikal açıdan baya yararlı oldu. Hem vizyon genişlemesi hem enstrümanda ilerleme bakımından.

Defne: Boş geçti dediniz ya, izlediğiniz dizi veya okuduğunuz kitap var mıydı?

Aziz: Çok istedik, ben çok istedim. Ama sınav dönemine denk geldi, bir de mezuna kaldığım için o sınav dönemi asla bitmek bilmedi. Hiç izleyemedim.

Arda: Benim zaten hiç dizi film alışkanlığım yok, kitap okuma alışkanlığım da yok. Enstrümandan da uzaklaştım, bir de yattım biraz. Hiçbir şey yapmadım, bomboş geçti.

Defne: İyi yapmışsın, bomboş bir zamandı hepimiz için.

Orkun: Ben Brooklyn 99’ı altıncıya bitirdim, şu an yedinciye dönüyorum galiba. (Gülüşmeler) Diziyi ezberledim o derece. Bir ara Breaking Bad’i de başlayıp bitirdim.

Defne: Güzel mi başlamalı mıyım?

Orkun: Çok güzel.

Aziz: Breaking Bad’e başlamamak… bir kayıp var ortada.

Defne: Tamam başlıyorum hemen.


Defne: Konser veya bir proje planınız var mı? Albüm, EP, single, bir şeyler?

(Herkes Aziz’e bakıyor.)

Aziz: (Gülerek) Niye bana bakıyorsunuz?

Emir: Menajer.

Aziz: Yaz sonu ve yaz başı bir single atmayı düşünüyoruz. Yazın da çeşitli şenliklere, üniversiteler başta olmak üzere, katılmayı düşünüyoruz. Kesinleşen birkaç tane var şu an.

Emir: Bir single da var çok uzak olmayan bir zamanda.

Defne: Zaten geldi yaz.

Aziz: Aynen.

Orkun: Onun dışında da baya ilerlemiştik. Demolar falan da var.

Aziz: Çok demo var.


Defne: Biraz tuhaf kaçacak belki ama, burçlara inanıyor musunuz?

Arda: Hiç inanmam.

Aziz: Sıfır.

Emir: Yok ya.

Orkun: Topluca inanmıyoruz.

Aziz: Çok kısa bir cevap oldu di mi? Bu soruya 10 dakika ayrılmış meğer. (Kahkahalar)


Defne: En çok neyi dert ediyorsunuz hayatta, neye takılıyorsunuz?

Arda: Ben kendi hayatımda çok sorunları büyütmem, varsa bir sorun çözümüne odaklanırım. Çözümü yoksa bir şekilde kalır öyle, üstüne yas tutup da kafamı yormam. Modumu düşürmem. Çok bir şeylere takılmayı sevmiyorum yani. Derlserime kafa yoruyorum şu aralar, onlar bozabilirse moralimi bozuyor. Arkadaşlık ilişkilerimde de bazen bir şeylere takılıyorum ama o kadar.

Orkun: Ben de biraz şey korkusu var, güzel bir fırsatı kaçırmış olmak. Beni en çok o sıkıyor diyebilirim.

Aziz: Benim şu sıralar canımı sıkan pek bir şey yok açıkçası. Tek sorumluluk hissim de Belki Biraz üzerine. Orkun’un da dediği gibi, fırsatı kaçırmaktan korktuğum için her yeri takip etmeye çalışıyorum.

Defne: Bir de menajerliği yapıyorsun ya, gerekiyor.