SOEN- RELIANCE: Gitmekle Kalmak Arasında Yazılmış Bir Albüm
- ozdegokbayrak ✪

- 17 Oca
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 17 Oca

Soen: Reliance. Grubun 7. Stüdyo albümü 16 Ocak 2026 günü yayımlandı. Hem genel hem de kişisel izlenimlere göre Soen, bu albümde duygusal yoğunluk ve melodik metalin dengesini öyle bir hizalamış ki, melodilerde “insani” yönlerin gerçekliğinin ağırlığını dinleyicilere anlatabilmekte. Şimdi albümün detaylarına yakından bakalım.
Hayatımızda bizi etkileyen duygusal iniş/çıkışlı dönemlerimizde hep bir şeylere tutunuruz. Anlam ararız, yaşanılanları zihnimizde meşru bir zemine oturtmaya çalışırız. Kimimiz farklı alanlara dalar; ben de müzikte mana arayanlardanım. İşte böyle bir dönemde Soen, her manasızlığıma merhem olan şarkılarıyla hayatıma girmişti. Her şarkısında progresif, melankolik ve İsveç ikliminin karanlık temalarını işlemeye devam ettiler. Ancak geçmiş albümlerinden bu yana Reliance, kişisel olarak farklı bir noktada. Hani bazı şarkılar vardır, albümler… Onları sadece dinlemezsin, onlarla adeta konuşursun. Reliance benim için tam olarak böyle bir yerde duruyor. Bu albüm, yalnızca bir müzik kaydı değil; bir dönemin, bir ruh hâlinin, bir iç sıkışmanın sesi.
Reliance, albümün adı boşuna bu olmamalı: Güvenmek, yaslanmak, tutunmak. Soen bu albümde öyle avaz avaza bağırmıyor, bir şeyleri öğretmiyor yada topluluğa vaaz vermiyor. Sadece bakıyor. İnsanlara, ilişkilere, kırılganlıklara ve hayatta kalma içgüdüsüne doğru, tam da içinden bakıyor bizlere.
Reliance, kesinlikle bir gençlik albümü değil. Bu bir olgunluk albümü. Daha az bağırıyor, daha çok hissediyor. Reliance, grubun eski dönemlerindeki progresif karmaşıklığı arayanları tam olarak tatmin etmeyebilir. Yani alışılmış depresif ve karanlık iklimli Soen değil. Şarkıların tamamını dinlediğinizde sanki bu albüm risk almıyor gibi görünebilir. Ama belki de Soen’in riski tam olarak bu: artık karmaşık olmak zorunda hissetmemeleri.
Evet bu Soen’in yeni albümünün değerlendirmesi ama eski albümleriyle kıyaslamadan da gidemeyeceğim açıkçası. O yüzden grubun bütünleyici asıl hikayesini eksik etmek istemiyorum. Çünkü bu, bir albümden çok, bir yön değişiminin sonucu. Erken dönem Soen; Cognitive, Tellurian, Lykaia ve kısmen Lotus… Aslında görece daha progresif, daha dolambaçlı ve daha mesafeliydi. Şarkılar uzun solukluydu; yön değiştirir, beklenmedik kırılmalar yaşatırdı ve bir parça içinde birkaç ruh hali yaşatırdı insana. Özellikle Cognitive ve Tellurian döneminde, Tool benzeri bir hava sezerdim şarkılarında. Karmaşıklık, bu dönem Soen’in karakteriydi bir bakıma.
Ancak Imperial ve özellikle Memorial ile birlikte bu yapı yavaş yavaş çözülmeye başladı. Şarkılar kısaldı, formlar netleşti, nakaratlar daha belirgin hâle geldi. Duygusal geçişler biraz daha yavaşladı ve aslında gördüğümüz ilk elle tutulur gözle görülür değişim ise toplumsal mesajlardı.
Toplumsal ve doğrudan olan mesajlar.
Hatırlayacak olursak, 2021 yılında çıkan Imperial’da yer alan Illusion şarkısı Soen tarafından bir konserinde Masha Amini’ye ithaf edilmişti. Soen açıkça, İran’ın özgürlük hareketini destekliyordu ve İsviçre’de verdikleri bir konserde şarkıya başlamadan önce açık açık sahneden Masha’nın ismini anıp “bu şarkı Amini’ye geliyor” diye anons etmişti.
Anlayacağımız İsveç’liler bu albümlerde progresif karmaşıklığın yerini, melodik açıklık ve daha doğrudan bir anlatımla bize aktarmışlardı. Bu değişim, bazı dinleyiciler için bir sadeleşme; bazıları içinse bir yumuşama anlamına geliyordu. Bazıları toplumsal mesaj verilmesini yerinde bulmuştu, bazıları da progresif öğelerde daha fazla gezinmelerini istiyordu.
Peki, yeni albüm Reliance nasıl?
Reliance, bu dönüşümün en net ifadesi. Soen bu albümde teknik şov yapmaktan uzak ve karmaşık gitar riff’leri de yok.. Joel Ekelöf’ün vokali bağırmıyor, dinleyenin içine doğru fısıldıyor. Bunu hücrelerime kadar anlayabileceğim bir şarkı, albümün ilk şarkısı Primal. Bu şarkı bir öfke patlaması değil; bastırılmış bir dürtünün yavaş yavaş yüzeye çıkışı. Şarkı sözlerinde öyle bir kısım var ki, hem melodisi girdiğinde hem de Ekelöf’ün vokali birleştiğinde ruh üzerinde sihirli bir çıkış yaratıyor:

Bu şarkıyı ilk dinleyişimde nakarat kısmında yer alan bu sözleri dinlediğimde hissettiğim şey şu oldu: İnsanlar hayatlarının sıkışık bir noktasındalar; gerek bireysel, gerek toplumsal olarak yaşadığımız baskılar ve zorluklar karşısında bir ışık olmalı, bir umut yeşermeli. Zincirlerimizi kırmamız gerek. Bu kısım bana, en karanlık noktamda hükmetti. Bu şarkı insanın kendi hayatına baktığı ve “buradan gitmeliyim” dediği o sessiz anlardan biri kesinlikle.
Albümde yer alan şarkılar kesinlikle toplumsal yöne hitap eden şarkılar. Hem toplumsal, hem de bireysel hayatlarımızda mücadele ettiğimiz alanlara dokunuyor. Kendi görüşüme göre, albümde yer alan bazı şarkıların temsil ettiği temaları paylaşmak istiyorum.
İlk şarkı Primal, duygusal yoğunluğun yüksek olduğu, zorbaların kazandığı dünya düzeninde kendine yer açmaya çalışan insanları temsil eden ve onlara yön kazandıran bir şarkı.
Albümdeki ikinci şarkı Mercenary, isminden de anlaşılacağı gibi aslında, alan-satan memnun sömürü düzeninin paralı askeri olmaya devam edecek misin şeklinde bir sorgulama yaratıyor insanda. Bu sadece toplumsal, yönetimsel değil, bireysel hayatlara da hitap ediyor bence.
Discordia, içsel çelişkilerle beraber iki uç arasında sıkışmak kalmakla ilişkisi olan bir şarkı diye düşünüyorum. Size hiç oldu mu mesela? Yakın olmak istiyorsun, ama incinmekten korkuyorsun. Bu yüzden uzak duruyorsun ama bu da seni yalnızlaştırıyor.
Axis, hem ritim olarak daha hareketli bir şarkı, hem de yalnız kalarak hayatta kalınmayacağının çok güzel bir çağrısını yapıyor; “We need to stand side by side before we fadе away.”
Ayrılıkla Mücadele: Indifferent.
Albümden hemen önce yayınlanan Indifferent ise daha farklı bir duygusal yoğunluğa sahip…Bu şarkı, belki de albümde yer alan ve insani duyguların en çırılçıplak kalmış hali. Çaresizlik, yasın kendisi. Indifferent bir durumu anlatıyor; terk edildikten sonra hayatta kalmaya çalışmak. Şarkıda yer alan sözlerden bazıları gerçekten vurucu;
"How does someone become so heartless / Ripping into my chest?
How does someone become so cold and indifferent?
Aslında bir suçlama değil, sadece anlamaya çalışma.
Now I have to learn to forget.. But memories remain"
Indifferent, bariz bir şekilde ayrılığı anlatan bir şarkı. İşte bu yönüyle gerçekten çok insani. O yalnız kalmışlığın en savunmasız noktası. Dramatik şekilde değil, aşırı gerçekçi sorularla ayrılık sürecini anlatıyor. Bağırmıyor da üstelik, sessiz. Yalnızlığın içinde kendisiyle kalakalmış. Mutlak bir sessizlik. Ve çoğu zaman, en çok can yakan şey budur.
Ve diyor ki sonra, “Do I really need you here just to ease the fear?”.
İşte bu da, bağımlılığın fark edildiği an. Aslında şöyle soruyor, seni sevdiğim için mi istiyorum, yoksa sadece yalnızlıktan mı korkuyorum? Bu soru insanların kendine sormaktan kaçındığı bir soru.
Reliance albümünde toplamda 10 şarkı yer almakta. Genel anlamda yazılan-çizilen eleştrilere ve beğenilere bakacak olursak bu albümde melodik anlamda aslında bir önceki albümlerine benzeyen şarkılar da var. Sanki kendini tekrar etmiş gibi mi diyeceksiniz, yok o kadar değil. Ama yeni albümde yer alan Huntress şarkısı dinlerken bir yerinde “bu resmen Illusion sound’u” dedim. Anlayacağınız o ki, Soen bazen de güvenli bölgede kalmayı tercih ediyor gibi. Reliance tabiki kusursuz bir albüm değil. Bazı şarkılar birbirine fazla benziyor. Bazı nakaratlar fazla güvenli. Bazı bölümler tahmin edilebilir. Ve evet, Soen burada risk almıyor.
Dünya genelindeki diğer incelemeler, albümün artık daha çok “melodik metal” çizgisine kaydığını; progresif unsurların geri planda kaldığını söylüyor. Yapılar daha tanıdık, dramatik kırılmalar daha az. Reddit’te fanlar ise Reliance ile ilgili farklı yorumlara sahip.
Birçok yorumdan anladığım kadarıyla özetleyeceğim:
Uzun süredir Soen’i takip eden dinleyicilerin önemli bir kısmı, grubun erken dönemlerindeki daha progresif yapıyı özlediklerini açıkça ifade ediyor ancak dinleyicilerde bu değişimle ilgili bir kabulleniş var. Yeni yönü sevmeyenler bile, grubun bu tercihini saygıyla karşılıyor ve Soen’in mutlu olduğu bir müzikal çizgide ilerlemesini içtenlikle desteklediklerini söylüyor.
Başka bir dinleyici kitlesi ise albümdeki daha doğrudan anlatımı, daha sade yapıları ve duygusal erişilebilirliği grubun “en insani” hâli olarak tanımlıyor. Özellikle Indifferent, Vellichor ve kısmen Draconian gibi parçalar, bu yeni dönemin duygusal yoğunluğunu temsil eden noktalar olarak öne çıkıyor. Ortaya çıkan tablo şu: Reliance herkesi aynı ölçüde memnun etmiyor, ama neredeyse herkesi düşündürüyor insani anlamda. Sorguladığımız şeyler toplumsal ve bireysel hayatlarımız. Ve belki de Soen’in bugün yaptığı şey tam olarak bu; herkesi memnun etmek değil, herkesle bir şeyler paylaşmak.
Tür: Progressive Metal
Yıl: 2026
Öne çıkan parça: Primal
Bu albümü ne zaman dinlemeli?
• Gece yürüyüşlerinde
• Yön bulmak için kendinle kaldığın o prime zamanlarda
• Birine mesaj atmamak için kendini zor tuttuğunda
• Kulaklığınla dünyayı susturmak istediğinde
• Başka bir hayatın mümkün olduğunu düşündüğünde
Puan: 8/10
Sevebilirsin eğer: Tool, Katatonia, Riverside, Leprous seviyorsan
Sevmeyebilirsin eğer: Daha kaotik, teknik, sert prog arıyorsan




Yorumlar