3 Ekim 2026: October Tide Konser İncelemesi
Konserlerin kimisi çok sevildiğinde kısa sürede tekrarı yaşanıyor. Yani riskli olmasın, satacağı kesin olsun diye sürekli yapılan ana akım konserlerin mevzusu ayrı. Ama yer altında da oluyor bu yinelenen konserler. Bunların en bilineni Gutalax, 2025'te iki gün arka arkaya İstanbul'da konser verdiler. Çünkü talep fazlaydı. Ve seyirci inanılmaz keyif aldı. 2025'te olan biteni anlata anlata bitiremeyen çok arkadaşım oldu. İnsanların mosh’ta ayakkabıları çıkmış sağa sola savrulmuş, anahtarlar, cüzdanlar, telefonlar her yerde, Dorock HMC'nin bir masası kayıp eşya masasına dönüştürülmüş, her yer tuvalet kağıdı falan, tarifsiz bir eğlence ve coşku... Sonra bu seneye koyulan Gutalax konserine bunları duyduğum için çok merak edip gittim ve dedikleri kadar yaşandığını gördüm. İşte, October Tide'ın 3 Ekim Cumartesi gecesi konseri de bu bağlamdaydı benim için. Bir önceki October Tide konserine gidenler o kadar çok övdü ve tekrarı olsun diye o kadar istediler ki, zaten risk almanın giderek zorlaştığı bir ortamda organizatörler bunu değerlendirmek istedi ve bu konser duyuruldu. Üstelik bu seneki gecenin kadrosu daha da güçlüydü. Hem Illusions Play yeni işler yaptı geçen sürede, hem de Cursed in Eternity eklendi yeni geceye.

3 Ekim 2026 The Wall Saloon konserinde, Illusions Play (death/doom), Cursed in Eternity (Depressive Suicidal Black Metal) ve October Tide (melodeath/doom) olmak üzere 3 grup sahne aldı. Illusions Play'i 3. kez izleyecektim, nasıl bir performansları olduğunu biliyordum. Ben doom metal konserlerini pek sevmiyorum bu arada, bana çok uyuşuk geliyor, biraz daralıyorum. Ama Illusions Play istisna, hem kostümlerini ve sahne imajlarına özenmelerini seviyorum hem de müziklerinin melodik altyapısı, doom metal bayıklığını gideriyor bana kalırsa. Son yıllarda bazı parçalarda clean vokal yapan Damla Topçu'nun deniz kızı gibi sesi ve gitarda Sezar abimin gruba yaptığı black metal girdileri ile bu grup benim için ne zaman konseri olsa izlenir türden gruplardan biri. Onların ismini afişte görünce çok mutlu oldum bu sebeple. Cursed in Eternity ise yurdumuzda pek az üretilen DSBM türünün bayrağını taşıyor. Canlı izlenmeye kesinlikle değer. Ayrıca memleketim black metalinin her türlüsünü elimden geldiğince desteklemeye çalışıyorum, bu sebeple de orada olmalıydım. October Tide'a gelince, yukarıda söylediğim gibi, tamamen seyircinin reklamından ötürü çok merak etmiştim. Doom metal ama crowd surfing yapıyor? Doom metal ama hardcore ekibi gibi takılıyorlar? Konserlerinde mosh pit oluyor falan? Gidip görülmesi gerekiyordu. Tam doom metal değiller zaten, yine de yukarıda saydıklarımla yan yana hayal edemiyordum. Üstelik bu Voltran’ı oluşturan kadronun basılı bileti sadece 650 liraydı.
3 Ekim günü geldiğinde programdaki kapı açılış saatinden (19.30) yaklaşık yarım saat geçmesine rağmen kapı açık değildi. Detaylarını bilmiyorum ama kimi mekanlarda bazı problemler bir kere yaşanmıyor maalesef. Sabırla beklemeye devam ettim. Saat 20.00’ye yakın içeri girdiğimde Illusions Play ses kontrolü yapıyordu. En öne geçtim. Yaklaşık 30 dakika soundcheck devam etti. Bu esnada mekandaki diğer dostlarla sohbet, neredeyse yerimi kaptırıyordum neyse kaptırmadım, ya telefon yine çekmiyor derken Illusions Play ile gece başladı.

Her zamanki gibi her bir adım tutumlu şekilde atılıyor, gereksiz hiçbir bedensel hareket sergilenmiyordu. Lead vokal Vitaliy‘in çan çalması ile hipnoz olduk, grup bizi alıp götürecek derken 2 şarkıda 1 maalesef sesi ayarlamak zorunda kaldılar, teknik aksaklık... Grup üyelerinin monitörlerine yansıyan ses ayarları asla düzelemedi ve aslında içgüdüsel yaptılar ne yaptılarsa sahnede bir bakıma. Damla Topçu'nun sesi tamamen teknik sebeplerden yer yer zayıf duyuldu. Ama dediğim gibi öncesinden biliyorum, gruba güveniyorum. Belki teknik birikimi çok güçlü olan bir müzik eleştirmeni gelse izlese hatalar, eksikler daha çok görürdü. Ama gruptan kaynaklı olmayan sorunlar benim ilgimi kaybetmeme yol açmaz genelde, onlar devam ettikçe ben de dikkatle izlemeye devam ettim. Morning Dew, Last Hours, Into Infinity, aldılar götürdüler kendi diyarlarına, orada dövmekten beter ettiler bizi. Son yıllarda herkes her maskeliyi mgła’ya benzetiyor ama bence Illusions Play daha çok fantastik evrenlerde rastlanan çok karanlık, içinde boşluk ve huzursuzluktan başka bir şey kalmamış arafta var olan varlıkları andırıyor. Nazgûl ya da Dementor gibi mesela, grubu bu hikayeyle tasavvur edince sanatları daha mistik bir hale geliyor. Bu konserde üyelerin tamamı ilk kez simsiyahtı, daha önceden maske takmayan üyelerine de maske ayarlamışlar. Davulcu siyah duvarın önünde, ışığın da açısından, hiç görünmüyordu. Davul kendi kendine çalıyor gibiydi. Doom metal dediğinin böylesi makbul zaten. Ruhlarla etkileşimleri öyle iyi ki davulu bile onlara çaldırıyorlar.
Illusions Play ve Cursed in Eternity bu konserden önce collab çalışma yayınlamışlardı. Bu geceye de beraber çalışmışlar. Takip edenler bilir ama kısaca anlatayım; "Doomed" isimli 2 parçalık bu kaydın Ash Beneath The Sun şarkısında müzik Illusions Play'e, vokal Cursed in Eternity'e ait. Ashen Sky şarkısında da müzik Cursed in Eternity'e, vokaller Illusions Play'e ait. Ve Illusions Play'in sahnesi de bu gece Ash Beneath The Sun'ı beraber sergilemeleriyle bitti. Cursed in Eternity'nin beklenmedik bir giriş yapmasına davet oldu bu performans. İki grup arasındaki pekişen arkadaşlık ve uyum, sahneye güçlü bir biçimde yansıdı. İki keder dolu ateşin birleşmesi, klişe bir laftır ama bir yangının fitilini ateşledi resmen.
Illusions Play sahneden inince Cursed in Eternity’nin hazırlıkları başladı. Onlar ses ayarlarını, biraz çalıp “şunu yükselt, bunu indir” diye sesçiyle karşılıklı seslenmeli diyaloglarla yapmadılar. Şövalye masası gibi hep beraber toplanıp konuşarak olayları tabletten ayarladılar ve çalmaya başladılar.

Bu grubun ilk canlı performansıydı. Fakat ilk performanstan sahneye nasıl sığmaz hale gelinir, bunun örneklerinden biri oldular. Lead vokal M.IZ sahneye bir kamuflaj şapkayla çıktı. Bu şapkanın hakkını verecek bir şekilde sahnede ve seyirci üzerinde belirgin bir otorite kurdu, bu sayede pür dikkat kesilerek izleme isteğini artırdı insanların. DSBM izlemeye geldik fakat Marduk’u andıran kargaşa ve yırtıcılık dolu bir black metalle karşılaştık. Hızlı çalan buz gibi gitarlar, patlayan ziller ve davullar, dinleyiciye dayak atan vokaller, sahneden taşmak isteyen bir arzuyla büyüye büyüye seyircinin üzerine geldi geldi durdu bütün performans boyunca. DSBM, lümpen tipleri de kendine çekebilen ilkel arabesk bir yana sahip bir tür ancak çok yoğun hislerin müziği aynı zamanda, bu yanıyla derin iç dünyası olan gelişkin insanlar da bu pınardan beslenebilir. Bu grubun şarkılarındaki özünü acımasızca kırbaçlayan o içsel yargıç, o bitmeyen acı ve dinmeyen keder, sahnede çaresiz bir derbeder suretiyle vücut bulmadı; aksine durulmayan bir gazap patlaması, parlayan bir coşku, dizginlenemez bir enerji, insanı sarsan ve her şeyin ardından dimdik ayağa kaldıran bir dinamiğe dönüştü. İşte yoğun hislerin gücünü burada tüm lezzetiyle deneyimledik. Öfkenin oldukça yıkıcı bir sanatsal formuna şahit olduk. Bir beklentim vardı bu gruptan evet ama ters köşe yaptılar gerçekten, beklediğimden daha güçlü ve farklı bir yönden gelen şeyler izledim. Ashen Sky’ı sergilemek için Cursed in Eternity de kendi sahnesine Illusions Play’i davet etti ve Damla ile Vitaliy maskesiz halleriyle sahneye çıkıp nefis şarkıyı beraber söylediler.
Ancak teknik aksaklıklar zincirinden Cursed in Eternity de payını aldı ve normalde çalacaklarından 2 parça az çalmak zorunda kaldılar, süreden kısmak durumundalardı çünkü... Bu arada Cursed in Eternity ile ilgili not, ben bu konserden önce grubu yakından tanımıyordum, konserle beraber araştırdıkça öğrendim ki collaboration işleri seviyorlar, kariyerlerinde çok var. Hatta Chaos Magazine #14’teki röportajlarında, “biz herkesi destekliyoruz, hemen hemen herkesle bağımız var” ifadelerini kullanmışlar. Yerli sahneyi hep beraber yüceltme, birbirinin kuyusunu kazmaktan imtina etme iradesi kıymetlidir, bunun altını çizmeli.
Ve sahne sırası October Tide’a geldi... October Tide’a karşı diğer 2 gruba kıyasla heyecandan çok merak duygusu taşıyordum. October Tide üyeleri seyircinin karşısında adeta zaten onlarca yıldır Kadıköy’e gelip gidiyormuş, İstanbul’da yaşıyormuş gibi rahat ve mutluydular. Sergileyecekleri performansa dair olumlu bir intiba elbette bu. En ufak bir gerginlik olmadan hazırlıklar tamamlandı ve grup sahnesini aldı. Gecenin ilginç sürprizlerinden biri daha bu adımda yaşandı çünkü bas gitarist olarak Leona Norrman geldi, Fredrik Norrman’ın 2007 doğumlu kızı, Leona da kendine ait kocuman ilginç şapkasıyla çıktı sahneye bu arada heheh. Grubun esas bas gitaristi Johan Jönsegård yeni baba olduğu için katılamadığını ve çok üzgün olduğunu organizasyona iletmiş. Leona henüz 19 yaşında olmasına karşın sahnede oldukça profesyoneldi ve başarılı bir müzisyenin evladı olmasının etkisiyle müziğin hayatında erken yaşta yer etmesinin getirilerini hepimize sergiledi gece boyunca.
October Tide, depresyon üzerine kurulu şarkı sözlerini hiç yansıtmayan bir şova sahip. 2. şarkıdan sonra vokal Alexander en öndeki sıraların üzerinde gezmeye başlamıştı bile. Şarkı söylerken bazen tavan ışıklarına tutunuyor, bazen seyircilerin telefonlarını alıp kendini, sahnedeki diğer grup üyelerini, seyirciyi ve mekanı çekiyor, telefonu sahiplerine geri veriyordu. Ara ara kablolu mikrofonuyla beraber crowd surfing yaptı, yani imkanı olduğunu düşünse mosh’a gireceğinden eminim, öyle bir enerjisi vardı ve bütün sahneleri boyunca sürdü bu. Mekanda görevli bir arkadaş bütün gece boyunca mikrofonun kablosunu engellerden aşırmaktan helak oldu bu arada, kendisinden razıyız.
Konserin ortalarına doğru Alexander “İstanbul, mutlu musunuz!?” diye sordu, herkesten “eveeet!” cevabını alınca “ama neden mutlusunuz, biz sizi üzmeye çalışıyoruz burada!” diye yanıt verdi. Hiç öyle gibi görünmüyorsunuz ama abi, herkes güldü zaten. Türler farklı olsa da enerji olarak –core konserlerinden hiçbir farkı yoktu. Üzülen kimse olduğunu sanmıyorum mekanda valla, bol bol dellendi herkes.

Alexander fırsat bulduğu her seyirciye temas etti, herkese mümkün olduğunca anılar bıraktı. Son şarkıda mekanın ışıkları grubun talebiyle söndürüldü ve herkesin telefon ışığını açmasını istediler, şarkıyı sadece seyircinin biriken telefon ışıkları denizinin yansımalarıyla çaldılar. Hepimiz için unutulmaz bir gece olmasını sağlamakta gerçekten ısrarcılardı. Bu konserin bir seri olması konuşulmalı ve October Tide geldikçe yeni ve güçlü kadrolarla sahne almalı diye düşündüm. Üçüncüsü de yapılırsa bu artık bir gelenek haline gelebilir, öyle bir samimiyet vardı çünkü grupla seyirci arasında.
Mekanın -maalesef- bilindik sıkıntılarını saymazsak, unutulmaz bir akşamdı. Başta Seba Productions ve yerli gruplarımız, organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Kıymetli bir dostum sayesinde de geceden bana bir adet Cursed in Eternity setlisti hatıra kaldı.
Son sözüm, sadece bildiğiniz grupların konserine gitmeyin. Daha önce izledim diyerek bir grubu tekrar izlemekten de imtina etmeyin. Bu yazıyı okuyanların bir kısmı beni cebinden çıkartır biliyorum ama çok gitmemiş olanlar için söylüyorum. Konserler geriye dönüp baktığınızda inanılmaz hatıralarla hatırlayacağınız etkinliklerdir. Hiç tanımadığınız hatta normalde türünü dinlediğimiz müzisyenlerin bile etkinliklerine gidin, bizi sokakta öylece duran kaldırım taşından ayıran hislerimizin hakkını verelim böylece...
Son olarak, konserde çalan grupların setlisti aşağıdaki gibiydi. İlgilisine:
Illusions Play setlist:
Morning Dew
Under Shining Moon
Empire of Desolation
Last Hours
Into Infinity
The Spaceless
Ash Beneath The Sun (ft. Cursed in Eternity)
Cursed in Eternity setlist:
Aciz Dünyam
Geçmişin İntikamı
Again
Toprak
Rise of Silence
Ashen Sky (ft. Illusions Play)
Wartheland (Marduk cover)*
Melancholia (Tribulation cover)
Obsessions*
*: Aksiliklerden doğan süre kısıtı nedeniyle çalınamadı bu iki parça. Ancak orijinal setlistte yer aldıkları için buraya ekledim.
October Tide setlist:
Peaceful, Quiet, Safe
Tapestry of Our End
Of Wounds to Come
Ögonblick Av Nåd
Heart of the Dead
The Cancer Pledge
Guide My Pulse
I, The Polluter
Grey Dawn
12 Days of Rain
Murder (Katatonia cover)





Yorumlar