…And Oceans Röportajı: Bir Geri Dönüşten Daha Fazlası
- ozdegokbayrak ✪

- 5 Ağu
- 5 dakikada okunur

Finntroll’ü dinleyenler Mathias “Vreth” Lillmåns’ın sesine zaten aşinadır. Lillmåns, aynı zamanda Finlandiyalı black metal grubu …And Oceans’ın da vokalisti. Ancak …And Oceans’ın hikâyesi 90’lı yıllara kadar uzanıyor. Senfonik black metal ile başlayan grup, yıllar içinde endüstriyel ve deneysel sound’lara yöneldi; 2005’te faaliyetlerine son verdikten sonra ise 2017’de yeniden bir araya geldi.
Grup son olarak 2025 yılında The Regeneration Itinerary albümünü yayımladı. Biz de …And Oceans gitaristi Timo Kontio ve vokalist Mathias Lillmåns’la grubun geri dönüşünü, farklı dönemlerini, son albümün ardındaki fikirleri ve gelecek planlarını konuştuk.

1. …And Oceans’ın tarihinde hem müzikal açıdan hem de kadro bakımından çeşitli dönüşümler yaşandı. Güncel kadro, grubun geçmişten gelen mirasıyla nasıl bir ilişki kuruyor? Modern dönemi bu mirasın devamı, yeniden doğuşu ya da kendine özgü bir kimliğe sahip yeni bir bölüm olarak mı görüyorsunuz?
Timo: Konu müzik olduğunda kadronun çok büyük bir etken olduğunu düşünmüyorum. Belki gitaristlerin hâlâ aynı olması açısından bir etkisi vardır; dolayısıyla riffler, lead gitarlar ve benzeri unsurlar ilk dönemlerimizle aynı damardan besleniyor.
Modern dönem, aşağı yukarı 90’lı yıllardaki sound’umuzun modern bir dokunuşla devamı niteliğinde. Elbette bunu bir yeniden doğuş olarak görmek de mümkün. Hem bizim hem de dinleyicilerimizin ilgisini canlı tutabilmek için sürekli yeni sound’lar ve fikirler keşfetmeye çalışıyoruz. Tabii ki geçmişte yaptıklarımıza gereğinden fazla takılıp kalmak da istemiyoruz.
2. Böylesine uzun bir aranın ardından …And Oceans’ı geçmişten kalan kült bir isim olarak bırakmak yerine geri dönmek için doğru zamanın geldiğini size hissettiren neydi?
Timo: Birkaç kez geri dönmeyi planlamıştık. Hatta bir noktada eski şarkıların tamamını yeniden öğrenmeye bile başlamıştım. Bunun neden tam olarak 2017’de gerçekleştiğini bilmiyorum. Belki de sonunda memleketimizde bir araya gelerek prova yapmış olmamız etkiliydi. Bunca yılın ardından eski şarkıları yeniden çalmak gerçekten harikaydı.
Sosyal medyada bir paylaşım yaptık ve hemen ardından Finlandiya medyası da bununla ilgili haberler yayımladı. Birkaç hafta sonra konser teklifleri almaya başladık. Bu konserleri vermeyi kabul ettik fakat yeni müzik üretme konusunda biraz tereddütlüydük. Belki de bu grup için yeni müzik yapmamamız ve onu kült statüsünde bırakmamız gerektiğini düşündük. Ancak neyse ki yeni müzik yapmaya karar verdik. Yeniden bu tarz black metal üretmeye başlamak gerçekten çok güzeldi.
3. Grubun geçmişi Festerday ve Havoc Unit dâhil olmak üzere farklı isim ve dönemlerle yakından bağlantılı. Bu farklı kimlikler arasındaki ilişkiyi kişisel olarak nasıl tanımlıyorsunuz? Bunlar birbirinden ayrı bölümler mi, yoksa aynı yaratıcı dürtünün farklı yüzleri mi?
Timo: Her ne kadar genellikle aynı grubun farklı isimler altındaki hâlleri olarak düşünülüyor olsalar da aslında tamamen farklı gruplar. Festerday, 90’lı yılların başında konserler verdiğimiz ilk gerçek grubumdu. Hâlâ aktif ve yakında bu grupla yeni bir albümün kayıtlarına başlayacağız. Festerday ile …And Oceans’ın bazı üyelerinin aynı olması, sanırım insanların kafasını karıştırabiliyor.
Havoc Unit ise 2005 yılında …And Oceans’ı sonlandırmamızın ardından ortaya çıktı. Müzikal tarzımız büyük ölçüde değişmeye başlamıştı. Ayrıca herkes grupla ve ilerlediğimiz müzikal yönle devam etmek istemiyordu. Havoc Unit de bu koşulların sonucunda doğdu.
4. Son albümleriniz, grubun daha deneysel ve endüstriyel geçmişinden izler taşımaya devam ederken 1990’ların senfonik black metal ruhuyla yeniden bağ kuruyor gibi görünüyor. Bu denge bilinçli bir tercih miydi, yoksa beste sürecinde doğal olarak mı ortaya çıktı?
Timo: Müziğimizin temel sound’u daha çok senfonik black metale yakın ve büyük olasılıkla bu şekilde devam edecek. Ancak elbette sürekli farklı sound’lar ve fikirler keşfetmeye çalışıyoruz. Eğer bunlar arasında bir denge varsa bu tamamen tesadüf. Önceden planladığımız bir şey değil. Yine de ana çizgiden çok fazla uzaklaşmamak için bunları grup olarak değerlendiriyoruz.
5. The Regeneration Itinerary başlığı hareketi, dönüşümü ve âdeta önceden haritalandırılmış bir yenilenme yolculuğunu çağrıştırıyor. Grubun kendi geçmişi bağlamında bu başlık sizin için ne ifade ediyor?
Mathias: Kesinlikle doğru! Bu bir yolculuk; aydınlıktan, karanlıktan ve bu ikisinin arasındaki bütün nüanslardan geçen, bir tür simyasal yolculuk. Bu nüansların hayatlarımızda oluşturduğu örüntüler boyunca bize rehberlik eden bir kılavuz niteliğinde.
Peki bu, önceki albümlerimizle nasıl bağlantı kuruyor? …And Oceans hiçbir zaman black metalin nasıl olması gerektiğine ilişkin belirli kuralları takip eden bir grup olmadı. Grup, şarkı sözleri bakımından her zaman kendi yolunda ilerledi. Beni asıl büyüleyen şey ise bu sözlerin milyonlarca farklı şekilde yorumlanabilmesi. Herkes, sözlerin kendisi için ne ifade ettiğine ilişkin farklı bir yoruma sahip olabiliyor.

6. Finlandiya; black ve death metalden folk etkili ve avangart gruplara uzanan oldukça özgün bir ekstrem metal kültürüne sahip. Finlandiya metal sahnesi …And Oceans’ın kimliğini ne ölçüde şekillendirdi?
Timo: Açıkçası çok fazla şekillendirdiğini söyleyemem. İlk zamanlarda daha çok Norveç ve İsveç sahnelerinden etkileniyorduk. Elbette Beherit ve Impaled Nazarene gibi gruplarımız var fakat onların müziği bizimkinden tamamen farklı.
Günümüzde eski ateşi canlı tutmaya ve müziğimize yer yer farklı unsurlar katmaya çalışıyoruz. Bu grup açısından oldukça iyi bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Temelde istediğimiz her şeyi yapabiliyor ve yine de …And Oceans sound’una sadık kalabiliyoruz.
7. …And Oceans’ın müziği genellikle soğuk, kozmik ve mekanik hissettirirken aynı zamanda duygusal yoğunluğu bakımından son derece insani. Makineyi andıran bir kesinlik ile insana özgü karanlık arasındaki bu karşıtlık hoşunuza gidiyor mu?
Timo: Karşıtlıklar benim için her zaman işe yaradı. Melankolik ve yavaş bölümlerin lead gitarlarla birleşmesi, ardından daha hızlı ve agresif bölümlere geçilmesi ve bütün bunların farklı kombinasyonları…
Elbette arada sırada daha doğrudan şarkılar da yapılabilir. Ancak 40–50 dakika boyunca yalnızca bu tür şarkılardan oluşan bir albüm dinlemek istemezdim. Çeşitlilik, şarkı yazarken ilgimi canlı tutan unsurlardan biri. Gerçi bu bazen zorlayıcı olabiliyor, haha! Bu kadar uzun süre müzik yaptığınızda kendinizi sık sık benzer şeyleri tekrar tekrar yaparken bulabiliyorsunuz. Bu nedenle müzik üretmenin yeni yollarını bulmam ve bu süreçte kendime meydan okumam gerekiyor. Şimdiye kadar bu yaklaşım işe yaradı.
8. Müzik yazarken önce görsel veya kavramsal imgeler mi ortaya çıkıyor, yoksa sürece sound mu yön veriyor?
Timo: Ben her zaman bir riff ya da lead gitar melodisiyle başlıyor ve geri kalanını onun etrafında şekillendirmeye çalışıyorum. Görsel ve kavramsal unsurlar ise genellikle, hatta neredeyse her zaman, vokalistimizden ve onun yazdığı şarkı sözlerinden geliyor.

9. …And Oceans’ın Türkiye dahil dünyanın farklı bölgelerinde dinleyicileri bulunuyor. Müziğinizin Finlandiya’dan uzaktaki yeraltı ve ekstrem metal dinleyicilerine ulaştığını görmek nasıl hissettiriyor?
Timo: Bunu görmek her zaman çok güzel. Bu yıl ilk kez dünyanın pek çok farklı yerinde bulunduk. Yaklaşık 30 yıldır bizi takip eden insanlarla karşılaşmak gerçekten harikaydı. Ancak yeni dinleyicilerle tanışmak da en az bunun kadar güzel. İlk dönemlerimizde henüz dünyaya bile gelmemiş dinleyicilerimiz var.
Benim açımdan konser vermek ve dinleyicilerle tanışmak, bunca yıldır devam etmemi sağlayan en önemli etkenlerden biri. Elbette yeni müzik yapmaktan keyif almam ve yeni bir albümü adım adım tamamlamanın verdiği heyecan da bunun önemli bir parçası.
10. The Regeneration Itinerary sonrasında …And Oceans için nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz? Bir sonraki bölümün sizi nereye götürebileceğini şimdiden hissedebiliyor musunuz?
Timo: Konserler açısından üzerinde çalıştığımız bazı şeyler var. Eylül ayında ilk kez Meksika’ya gideceğiz ve bunun harika olacağını düşünüyorum. Ardından yeni materyallere daha fazla odaklanacağız. Yine de bu süreçte arada bir ya da iki konser verebiliriz.
Röportajımıza zaman ayırarak sorularımızı yanıtlayan Timo Kontio ve Mathias Lillmåns’a teşekkür ediyoruz!




Yorumlar