top of page

FOGASHUGA: Canlı Elektrik, Uzay ve İstanbul’da Başlayan Yeni Bir Dönem

Yazarın fotoğrafı: Alp Doğancan ✪✪✪✪✪
Alp Doğancan ✪✪✪✪✪
3 saat önce
4 dakikada okunur

Moskova’da doğan ve 2022’den bu yana İstanbul’da yaşamını sürdüren müzisyen, söz yazarı ve prodüktör Artem Babulin, yaklaşık 2011’den beri devam eden müzikal projesi FOGASHUGA ile elektronik seslerden ağır müziğe, Doğu enstrümanlarından bilimkurgu atmosferlerine uzanan kendine özgü bir dünya kuruyor.

Uzun yıllar ağırlıklı olarak stüdyoda şekillenen FOGASHUGA, bugün Rus ve Türk müzisyenlerin de dahil olduğu canlı performanslarla yeni bir döneme giriyor.

Bir İsimden Daha Fazlası

FOGASHUGA isminin doğrudan bir anlamı ya da çevirisi bulunmuyor. Artem Babulin için bu isim, çocukluğundan kalan İskandinav müziğiyle ilgili zaman içinde dönüşmüş bir anıdan doğuyor.

Yıllar geçtikçe ise FOGASHUGA; nostalji, gürültü, rüya ve enerji arasında konumlanan ayrı bir dünyayı temsil etmeye başlıyor.

Babulin, projenin tamamen mantıkla açıklanamamasını da müziğin önemli parçalarından biri olarak görüyor. Ona göre bazı duyguları fazla açıklamaya çalışmak, insanı o duygunun kendisinden uzaklaştırabiliyor.

Rock Müziğin Sınırlarından Uzaya

FOGASHUGA'nın müziğini tanımlarken Babulin zaman zaman “space rock” ifadesini kullanıyor. Ancak buradaki “space” kavramı belirli bir tür şablonundan çok, müziğin sahip olduğu ölçek ve atmosfer hissini temsil ediyor.

Uzaya ve bilimkurguya duyduğu güçlü ilgi, FOGASHUGA'nın müzikal kimliğinin de merkezinde bulunuyor.

Babulin bu yaklaşımı, bir gün Mars'a dönüşü olmayan bir keşif yolculuğuna çıkabilecek olsa bunu kabul edebileceğini söyleyecek kadar ileri taşıyor.

FOGASHUGA'nın müziğinde de benzer bir fikir var: belirli bir şehre, döneme ya da müzikal modaya sıkışmayan; uzun bir yolculukta insanın yanında taşıyabileceği bir ses dünyası yaratmak.

Bu dünyanın merkezinde rock bulunurken çevresinde bilimkurgu, elektronik müzik ve sinematik atmosferler dolaşıyor.

Distortion Gitardan Polivoks'a

Artem Babulin'in müzikal geçmişinin önemli bir bölümünü ağır müzik oluşturuyor. Ancak bir noktadan sonra ağırlığı yalnızca distortion gitarlarla ifade etmek ona yeterli gelmemeye başlıyor.

Ağırlık hissi ortadan kalkmıyor; sadece onu yaratmak için kullanılan araçlar değişiyor.

Bu arayışın merkezine ise Sovyet yapımı analog synthesizer Polivoks yerleşiyor.

Babulin için Polivoks'u özel kılan şey kusursuzluğu değil, tam tersine öngörülemezliği.

Enstrümanın sahip olduğu gürültüler, pürüzler ve agresif karakter, normal şartlarda bir kayıt sırasında temizlenmek istenebilecek unsurlar olsa da FOGASHUGA dünyasında bunlar sesin doğal bir parçası haline geliyor.

Aynı synthesizer partisini birkaç kez yeniden çalıp kaydeden Babulin, ardından bu kayıtları üst üste yerleştiriyor. Her performanstaki küçük farklılıklar birleştiğinde ortaya daha büyük ve organik bir ses kütlesi çıkıyor.

Tıpkı aynı gitar partisinin birden fazla kez yeniden kaydedilmesi gibi.

Babulin Polivoks'u bu nedenle “canlı elektrik” olarak tanımlıyor.

Synthesizer yalnızca elektronik dokular üretmek için değil; bas, perküsyon, ağır riff benzeri partiler ve atmosferik sesler yaratmak için de kullanılıyor.

Moog, Korg ve Analog Dünyanın Fizikselliği

FOGASHUGA kayıtlarında Polivoks'un yanında Moog ve Korg gibi farklı synthesizer'lar da yer alıyor.

Ancak Babulin için önemli olan yalnızca ortaya çıkan ses değil, o sese ulaşma süreci.

Düğmeleri çevirmek, sesi dinlemek, hata yapmak ve beklenmedik bir sonuçla karşılaşmak yaratıcı sürecin önemli bir parçası.

Teknik eğitim geçmişi ve 1980'lerin bilimkurgu dünyasına duyduğu ilgi de bu yaklaşımın doğal olarak müziğe yansımasına neden oluyor.

Elektronik Seslerden Ud ve Sarangiye

FOGASHUGA yalnızca elektronik bir proje değil.

Projenin diğer tarafında oldukça geniş bir akustik enstrüman dünyası bulunuyor.

Arap melodilerine uzun süredir ilgi duyan Artem Babulin, Fas'a yaptığı bir seyahatte bir ud satın alarak enstrümanı öğrenmeye başladı.

Zaman içerisinde bu ilginin çevresine klasik müzik, karanlık kilise ezgileri ve metal gibi farklı kaynaklar da eklendi.

FOGASHUGA şarkılarında bu nedenle Hint müziğinin karakteristik yaylı enstrümanlarından sarangi, büyük Asya davulları, kuyruklu piyano, gitarlar, synthesizer'lar ve korolar aynı kompozisyon içerisinde bir araya gelebiliyor.

Ancak Babulin için kullanılan enstrümanların kendisi hiçbir zaman şarkının önüne geçmiyor.

Amaç dinleyiciye ne kadar sıra dışı enstrüman kullanıldığını göstermek değil; bütün bu sesleri tek bir duygu etrafında birleştirmek.

“Are You Listening?”

FOGASHUGA'nın bu yaklaşımını en iyi gösteren çalışmalardan biri “Are You Listening”.

Babulin şarkı üzerinde çalışmaya 2020 yılında başladı.

Ud, sarangi, büyük tomlar, Polivoks basları ve yoğun atmosferik katmanların aynı yapı içerisinde buluştuğu parça, sanatçının o döneme kadar geliştirdiği birçok tekniğin ortak noktası haline geldi.

Şarkının arkasındaki düşünce ise kullanılan enstrümanlardan çok daha insani.

“Are You Listening?”, yapay ve göstermelik unsurların giderek çoğaldığı fakat insanların hâlâ birbirlerini gerçekten dinlemekte zorlandığı bir dünyaya bakıyor.


Yıllara Yayılan Bir Üretim Süreci

FOGASHUGA şarkılarının bazıları yıllara yayılan bir üretim sürecinden geçiyor.

Babulin bir bölümün henüz istediği noktaya ulaşmadığını hissettiğinde projeyi tamamlanmış kabul etmek yerine yeniden stüdyoya dönmeyi tercih ediyor.

Gerekirse bunun için para biriktiriyor, yeniden kayıt yapıyor ve aynı partinin farklı yorumlarını deniyor.

Sesleri mümkün olduğunca kendisinin üretmesi ve farklı müzisyenlerin parçaya kendi yorumlarını katması FOGASHUGA'nın yaratıcı yaklaşımının temelinde bulunuyor.

Babulin bu süreci sevilen biri için yemek hazırlamaya benzetiyor:

Malzemeler önemli olsa da onları hangi duyguyla bir araya getirdiğiniz en az malzemelerin kendisi kadar belirleyici.

Moskova'dan İstanbul'a

Pandemi ve sonrasında yaşanan gelişmeler, Artem Babulin'in ABD ile ilgili eski planlarını değiştirirken yolunu İstanbul'a çıkardı.

Ancak İstanbul yalnızca şartların getirdiği geçici bir durak olmadı.

Babulin şehirde öğrenebileceği, yeni müzisyenlerle tanışabileceği ve müzikal deneylerini sürdürebileceği farklı bir ortam bulduğunu söylüyor.

Doğu müziğine ve enstrümanlarına İstanbul'a taşınmadan önce de ilgi duyan sanatçı için Türkiye'de yaşamak, bu müziği icra eden müzisyenlerle daha doğrudan temas kurabilmenin de önünü açtı.

“Prisoner”, FOGASHUGA'nın İstanbul'da tamamlanıp yayımlanan ilk şarkısı oldu.

Bugün ise proje yalnızca Babulin'in stüdyo dünyasından ibaret değil.

Rus ve Türk müzisyenlerden oluşan canlı kadrosuyla FOGASHUGA, İstanbul'daki sahnelerde yer almaya ve yerel gruplarla konserler vermeye başladı. Projenin önümüzdeki dönem hedefleri arasında Türkiye'nin farklı şehirlerinde sahne almak da bulunuyor.

Acı, Umut ve İç Mücadele

FOGASHUGA'nın farklı enstrümanlar, analog synthesizer'lar ve yoğun prodüksiyon katmanlarıyla oluşturduğu dünyasının merkezinde ise oldukça temel insani duygular bulunuyor.

İç mücadele, gitme isteği fakat bırakamamak, acı ve umut…

Bazı anlarda neredeyse sessizleşen şarkılar, başka bir anda devasa bir ses kütlesine dönüşebiliyor.

Ancak bütün synthesizer'ların, udların, davulların ve deneysel kayıt tekniklerinin arkasında Babulin'in ulaşmak istediği yer aynı:

Dinleyicinin bütün bu seslerin içerisinde kendisine ait bir şey duyabilmesi.

FOGASHUGA – “Are You Listening” dijital platformlarda.

Artem Babulin ve FOGASHUGA'nın yeni çalışmalarını ve Türkiye'deki konserlerini önümüzdeki dönemde takip etmeye devam edeceğiz. https://www.instagram.com/fogashuga

Yorumlar


Rock ve Metal Haberleri İçin Abone Olun!

RÖPORTAJLAR

LİSTELER

YENİ ÇIKANLAR

  • White Facebook Icon
  • Instagram - Beyaz Çember

Kritikzine 2026 © Tüm Hakları Saklıdır

ALBÜM KRİTİKLERİ

HAKKIMIZDA

Rock metal haberleri, röportajları, albüm incelemeleri içeren güncel müzik portalı

bottom of page