• 🦇Beyza Türedi🦇

Gotik Kültürü Karanlıktan Nefes Alır. (Post-Punk, Gotik Rock, Gotik Metal)

Güncelleme tarihi: 3 Oca


Selam Kritikzine ailesi! Yeniden herkese merhabalar...Size bugün, benimde kendiminde gerek dış görünüş gerek yaşam şekli olsun her anlamda tarzım olan ve çok sevdiğim bazı post-punk, gotik rock, gotik metal gruplarından bahsedeceğim. Özellikle bu genreler bana kaotik bir huzur verir. Nerede, ne zaman dinlesem o yeraltındaymışım hissi her zaman benimle gelir.

Ama şunu söylemeliyim ki, bazılarınızın genreleri görünce içinizden “bende çok severim” dediniz.

Evet o zaman başlayabiliriz;

1. The Cure

The Cure... 1970’li yılların sonunda doğsa da asıl ününü 80’lerde kazandı. Grup, Robert Smith, Porl Thompson, Simon Gallup, Jason Cooper’dan oluşuyor. Grubun solisti Robert Smith gerek kendine has tarzı olsun gerek müzik anlayış ve çalışmalarıyla birçok grubun önünü açmıştır. Ayrıca Smith ileride de bahsedeceğim gruplardan biri olan “Siouxsie and the Banshees” grubunun eski gitaristidir. Bunun yanı sıra görünümüyle gotik temalı çizgi roman ve filminde esin kaynağı olmuştur.

Bu grupta en sevdiğim albüm ya da şarkılar şu diyemiyorum. Çünkü sevmediğim yok. Hepsini seviyorum. Aşağıya favorilerimden birini bırakıyorum;


2. Placebo

18 Temmuz’da da Türkiye’de konser verecek, bu yıl “Beautiful James” ve “Surrounded By Spies” ile geri dönüş yapan grup, benim en sevdiğim gruplardan. 1994’te Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da doğan grup şuan Brian Molko, Stefan Olsdal‘dan oluşuyor. Daha önce Steve Forrest’ta vardı. 2015’te ayrıldı. Genel olarak 3 üye gelip gitti. Ama günümüzde 2 kişi olarak devam ediyorlar.

•••Grup 1996’da David Bowie’nin (kendisinin hastasıyım.) alt grubu olarak sahneye çıkmış ve Bowie’den tam not almıştır. Hatta 1997’de David Bowie kendi 50. yaş günü partisi için gruptan konser vermelerini bile istemiştir. 1999’da David Bowie ile “Without You I’m Nothing” adlı parçayı sahnelemişlerdir. Ve yine aynı yıl The Brit Awards’da “20th Century Boy” parçasını söylemişlerdir. Protége Moi, Every You Every Me, Running Up That Hill (Cover) gibi başlıca sevdiğim şarkıları vardır.


3. Bauhaus

Ah güzel Bauhaus....İlk gotik rock grubu sayabiliriz. 1978’de İngiltere’de kurulan grup Peter Murphy, Daniel Ash, Kevin Haskins ve David J’den oluşur. İlk başta adlarını “Bauhaus 1919” olarak koyan grup, kuruldukları yıl isimlerindeki sayıyı kaldırmışlardır. Bittiğim bir grup desem abartmış olmam. Her zaman kasvetli ve karanlık imajının içerisinde çok rahat ettiğim, dönüp dolaşıp geldiğim gruplardan biridir Bauhaus. 2008’de ayrıldıklarında ciddi anlamda boşlukta hissetmiştim. Solisti Peter Murphy ise idol listemde yerini alır. Kendisi zayıf vücudu ve keskin yüz hatları olsun, bariton ve derin sesi olsun kesinlikle “Godfather of Goth” ünvanını tam anlamıyla taşıyan birisi.

Bu grubun ve Peter Murphy’nin çalışmalarını da ayrı ayrı çok seviyorum. Hepsi bana farklı bir havayı veriyor.


4. The Sisters Of Mercy

1980'de kurulan grubun üyeleri şuan Andrew Eldritch, Doktor Avalanche, Chris May ve Ben Christo. Gruptan çok üye gelip geçti ama günümüz üyeleri bu üyeler. Grubun beyni olan Andrew Eldritch kurulduğundan bu yana olan tek üyedir.

Toplamda 3 albümleri vardır. Bunun sebebi ise 1994’te plak şirketlerine olan tepkileri sonucu albüm yayınlamaya son verme kararlarıdır. Daha çok single’ları vardır. Ayrıca tüm albümlerinde yer alan "drum machine" ise Doctor Avalanche’den başkası değildir. “Temple Of Love”ı dinlemenizi tavsiye ederim.


5. Paradise Lost

Bir grup ismini efsanevi bir epik şiirden alır mı? Evet alır ve hangi grup sorusunun cevabındayız şuan. Paradise Lost adını çoğumuzun bildiği John Milton’un Paradise Lost (Kayıp Cennet) isimli şiirinden almıştır. Grup önceden doom metal yapsa da “Gothic” albümlerinden sonra gotik metal yapmaya başlamıştır.

Grup şuan hala aktif olarak devam etmekte ve Nick Holmes, Gregor Mackintosh ,Aaron Aedy, Stephen Edmondson, Waltteri Väyrynen’den oluşmaktadır. Ben “Forever After”,“Illumination”, “Small Town Boy” şarkılarını çok dinliyorum. Ama genel anlamda Nick Holmes’un kasvetli sesiyle de şarkılar ayrı bir havaya sahip. Dinlemenizi tavsiye ederim.


6. Depeche Mode



Evetttt... En heyecanlı şekilde yazdığım kısımlardan birine geldik. Tam bir Depeche Mode bağımlısı olan ben, bunu zevkle yazıyorum. Bir kere öncelikle belli bir zamana gitmek ve orada kalmak, kendinden ödün vermemiş ve kalitesini korumuş bir grup dinlemek istiyorsanız kesinlikle ama kesinlikle doğru yerdesiniz. Tek bir sevmediğim albümü ve şarkısı yoktur bende. Grup ismini aynı zamanda Fransız Moda dergisi olan “Depeche Mode”dan alır. Ve sanki isimlerini böyle bir yerden almalarını desteklercesine iyi bir moda stiline sahipler. Şuan Dave Gahan, Martin Gore ve Andrew Fletcher şeklinde devam ediyor. İlk kurulduklarında Vince Clarke vardı fakat sonra onun yerine Alan Wilder geldi. Wilder’da 1995 yılında gruptan ayrılarak aynı zamanda daha önce Depeche Mode’un alt projesi olan Recoil’e devam etti. Bundan sonra ise yerine günümüzde de klavyede devam eden Andrew Fletcher geldi. Kim gelirse gelsin giderse gitsin grup tüm zamanların efsanevi grupları arasında yerini alıyor. Grubun dinlemediğim şarkısı, albümü , izlemediğim konseri kısacası bilmediğim birşeyi yok. Ciddi anlamda hayranıyım. Albümlerim, T-shirtlerim, telefon kılıfım... DM çok başkadır benim için.Solist Dave Gahan benim idol listemin üst sıralarında yer alır hatta. Ayrıca kendisi gelmiş geçmiş en iyi erkek vokalleri arasında yer alır. Gahan’ın sahne hakimiyeti, grupla uyumuna, sesinin verdiği o her daim retro hava ve tabii ki başlı başına kendisine bence hayran olmamak çok zor zaten.

Size önermek istediğim şarkılar olarak;

Personal Jesus, Strange Love, A Question Of Time, tabii ki Depeche Mode denince Enjoy The Silence, Dangerous,Poison Heart ve It’s No Good’u söyleyebilirim. Bir de ek olarak mutlaka kliplerine, konser kayıtlarına bakın derim. O zaman tam olarak ne demek istediğimi anlarsınız.

Normalde size bir DM klasiği olan "Enjoy The Silence"ı bırakacaktım fakat farklı olmasını istediğim için bunu bırakıyorum. Strange Love hem klibi hem şarkıyla beraber çok uyumlu bir çalışma.


7. Siouxsie and The Banshees

Ve sırada The Times’ın “post-punk döneminin en atılgan ve taviz vermeyen” gruplarından biri olarak tanımladığı Siouxsie and The Banshees var.

Kendilerine has avant-garde tarzları ile gotik rock - alternatif rock türlerine katkısı büyüktür. Grup 96’da dağılmıştır ama vokalist Siouxsie ve baterist Budgie “The Creatures” adlı grup kurarak yoluna devam etmiştir. 2004’te ise sadece Siouxsie solo olarak devam etmiştir. Bu zamana kadar çok gelip giden üye olmuştur. Hatta The Cure grubunun solisti Robert Smith’de bu gelip gidenler arasında. Kendisi grubun eski gitaristidir. Grubun 11 albümü ve 30 single’ı vardır. Bu arada ben özellikle vokalist Siouxsie’nin stilini çok seviyorum. Modayla da ilgilenen birisi olarak kendisini ikonik buluyorum. Ve çok koyu bir Hannibal dizisi hayranı olarak 3.sezonun final bölümündeki cidden çok güzel bir final sahnesi vardı efsaneydi, bu sahnede kendisinin Brian Reitzell ile işbirliği olan “Love Crime” şarkısının çaldığını duyunca çok sevinmiştim.

O zaman “She’s A Carnival” şarkısını öneriyor ve sıradaki grubumuza geçiyorum.


8. Joy Division

Vokalist Ian Curtis’in daha 23 yaşındayken intihar etmesiyle kısa sürede dağılan İngiliz post-punk grubu Joy Division’ın bu kariyer ömrüne oranla iki albümleri vardır. Curtis, başarısız bir evlilik, depresyon ve epilepsi dahil olmak üzere kişisel sorunlara ve sağlık sorunlarına sahipti. Tabii grup diğer üyelerle beraber daha sonra “New Order” adıyla grup kurarak yollarına devam etti. Fakat Joy Division gerçekten etkili gruplardan birisi olarak yazıldı. Grupta karanlık ve depresif bir hava hakimdir. Eğer Ian Curtis’i daha yakından incelemek isterseniz "Control" biyografi filmine bakabilirsiniz.


9. Type O Negative

Yıl 2010, yine bir kayıp ve yine bir grubun dağılması... Grubun vokalisti Peter Steele’in ölümüyle beraber 1989 yılında başladıkları kariyerlerine böylece 2010 yılında son verdiler. Tabii Joy Division gibi kısa değil 21 yıllık müzik hayatları oldu. Kendilerine “kasvetli dörtlü” adını veren Type O Negative kendilerine özgü tarzları ile başarılarını korudular. Peter Steele, Type O Negative'i kurmadan önce thrash metal grupları olan Fallout ve Carnivore'u kurmuştur. Bu grup ise adeta Carnivore’un küllerinden doğmuştur. Genel olarak tüm şarkıları sevmekle beraber, her şarkıda o kasvetli havayla beraber Steele’nin vampirik vokalinin uyumlu bir biçimde birleştiğini görüyoruz. Gitar efektleri de gayet başarılı ki grup zaten bununla da ön plana çıkmıştır. Ben çoğunluğun belli sevdikleri haricinde All Hallows Eve, Less Then Zero gibi şarkılarını da seviyorum. Ve gotik metali iyice sindirmiş bir grup dinlemek istiyorsanız Type O Negative önerilir.


10. Lebanon Hanover


Larissa Iceglass ve William Maybelline tarafından kurulan Alman Post-punk ikilisi Lebanon Hanover'dayız. Genelde şarkılarının bir kısmı ingilizce bir kısmı Almancadır. Bunun sebebi ise Almanya'da yaşayan Larissa ve Ingiltere'de yaşayan William'dan dolayı. Müzikleri, Siouxsie and the Banshees, The Cure ve Bauhaus gibi 80'lerin gotik rock/post-punk gruplarıyla da karşılaştırıldı. Depresiflik, karamsarlık kliplerinden ve şarkılarının tonlarından açık bir şekilde görülür. Minimalist müzik anlayışları vardır. 10 yıllık geçmişlerinde 6 stüdyo albümü yayınladılar.

Bu grup size girişte dediğim o kaotik huzuru veren gruplardan biri. Her klibi ayrı bir karanlık tarafıma dokunur. Kliplerin yalınlığı ama şarkıların ağırlığı sizi kendine daha çok çekiyor. Melankoliliğinize eşlik edecek bir grup arıyorsanız, bingo! Doğru yerdesiniz!

Size çok sevdiğim şarkılarından birini bırakıyorum.


Evet sevgili Kritikzine ailesi bu yazımda da sizlere sevdiğim, çoğunlukla yaşam şeklim haline gelen bazı genrelerden ve gruplardan bahsettim. (Seçmek gerçekten benim için çok zor oldu çünkü size buraya burada yazdıklarımdan çok daha fazlasını yazabilirim.) Tabii ki bunlar benim bakış açım ve düşüncelerim. Sizinkiler benimkinden daha farklı olabilir. Umarım beğenmişsinizdir. Bir dahaki yazıda görüşmek üzere. 🤟🏻🤘🏻

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör