Görmenin Konforu, Görmezden Gelmenin Bedeli Eisbrecher

Her gün tanıklık ettiğimiz olaylara ne kadar duyarlıyız? Bir savaşın görüntülerine, açlıkla mücadele eden insanların hikâyelerine, sömürüye ve geri dönüşü olmayan doğa tahribatına kaç saniye ayırıyoruz? Bir görüntüye bakmakla onun gerçekliğini kavramak arasında ne kadar mesafe var?
Müzik bazen bu mesafeyi kapatmaya çalışır. Bizi rahatlatmak, eğlendirmek ya da içinde bulunduğumuz dünyadan uzaklaştırmak yerine, bazen de kaçmak istediğimiz gerçeklerle yüz yüze getirir. Eisbrecher’in Was ist hier los? parçası ve klibi üzerine düşünürken aklımda kalan da tam olarak bu: Görüntülerin gösterdiklerinden çok, onları gördükten sonra hayatımıza hiçbir şey olmamış gibi devam edebilmemiz.

Tabii ki hiçbirimizin sihirli bir sopası yok; her şeye yetebilecek, her şeyi dönüştürebilecek bir güce de sahip değiliz. Bunun farkındayım. Ancak bazen sanat dünyasında bu gerçekliğin izleriyle karşılaşmak, insanı bir anlığına da olsa kendine getirebiliyor. Toplumun içinden çıkan sanat, toplumdan ne kadar uzak kalabilir ki?
Yeni Alman Sertliği’nin endüstriyel sertliği, mekanik ritimleri ve karanlık atmosferi, müziği yalnızca işitsel bir deneyim olmaktan çıkarıp görsel ve düşünsel bir alana da taşıdı. Bunun örneklerine pek çok kez tanıklık ettik. Rammstein bu anlatımın en belirgin örneklerinden biri olarak öne çıkarken Till Lindemann, insanın karanlık yönlerine daha fazla eğiliyor; kimi zaman Freud’un düşüncelerini, kimi zamansa Jung’un gölge kavramını çağrıştıran bir anlatım sunuyor. Eisbrecher ise Was ist hier los? ile daha doğrudan bir anlatım kurarak sanki bir patlama noktasına işaret ediyor. Bu çizgide sertlik, yalnızca sesin şiddetinde değil, görüntülerde de kendini gösteriyor. Bazen asıl sertlik, bakmak istemediğimiz şeyleri önümüze koymakta yatar.

Klibin gerçek olayları çağrıştıran görüntüleri ve rahatsız edici sahneleri, izleyiciyi yalnızca bir hikâyenin seyircisi olmaktan çıkarıp kendi tanıklığıyla yüzleşmeye çağırıyor gibi. Peki gerçekten bakıyor muyuz? Yoksa gördüklerimizi zihnimizde çoktan sıradanlaştırdığımız için bir sonraki görüntüye mi geçiyoruz?




Yorumlar