In This Moment’ın Yeni Albümü “Witch” Yayınlandı
- Nil Su Yağmur null
- 13 dakika önce
- 8 dakikada okunur

In This Momentin 9. stüdyo albümleri olan ve toplamda 11 şarkıdan oluşan Witch ana fikir olarak "inner transformation" (içsel dönüşüm) üzerine kurulu. Acıyı ve kendi içimizde yaşayıp aşamadığımız, içten içe bizi çürüten duyguları güce dönüştürmek albümün merkezinde. Ki bu zaten İn This Moment şarkılarında fazlasıyla aşina olduğumuz bir durum.
Maria Brink albüm hakkında şöyle diyor;
"WITCH is my declaration of inner transformation. It’s about embracing the duality within — taking pain, persecution, and struggle — and alchemizing them into strength and power. The album reflects both ancient trials and my own journey — where being a ‘witch’ means being a creator, connected to the universe, manifesting my own reality."
(WITCH, içsel dönüşümümün ilanıdır. İçimdeki ikiliği kucaklamak — acıyı, zulmü ve mücadeleyi alıp bunları güce ve kudrete dönüştürmek — anlamına gelir. Albüm, hem kadim denemeleri hem de benim kendi yolculuğumu yansıtır; burada 'cadı' olmak, yaratıcı olmak, doğayla bağlantılı olmak ve kendi gerçekliğimi yaratıyorum anlamına gelir.)
Bu İn This Moment’ın ilk kez "cadı" estetiği kullanışı veyahut güç temalı olması değil kaldı ki İn This Momentin her albümü kırılganlığı, acıyı, gücü farklı farklı açılardan ve süreçlerden sunuyor ama bu albümde geçmiş albümlerindeki acıyı ve mücadeleyi alıp daha içsel şekilde kendi gücü ve kendi iktidar ilanı olarak kullanıyor. Kırılganlığını kendi kudretinin parçası olarak görüyor. Yani aslında eski dönemlerin kesişimi olarak daha kişisel ve bazen kırılgan bir iktidar bazen yorulmuş bir kudret sarmalıyor bizi ama bu tamamen onun gücünün bir parçası.
Albümün ilk şarkısı shame çok odalı bir evin ilk kapısı gibi. Albümün psikolojisinin ön gösterimini çok sağlam şekilde bize gösteriyor. Utancını kabul et ve güce dönüştür. Şarkı atmosferik giriş ve sonrasında fısıltılı vokallerle başlıyor. Sonrasında sert ve groove odaklı riffler, bolca distortion, palm-muted gitarlar ve Maria Brinkin alışık olduğumuz ruhumuza, içimizde tuttuklarımıza patlayıcı etkisi yaratan vokalleri şarkıyı taşıyor. Tüm bu sert müzikal yapıya, vokallere rağmen arka planda duyduğumuz narin vokaller ile kırılganlığı ve kudreti aynı anda yaşatıyor. Şarkı aşama aşama bize üzgünlüğün ve incinmenin evrelerini belkide yas sürecini, kabullenişini anlatıyor. İncinmişlik, farkına vardığının reddetişi ve öfkesiyle gelen kudret. Şarkıda geçen "you’ll never be my king" yani aslında bana hükmedemezsin anlamıyla adeta iddialı bir güç gösterisi şöleni veriyor. Bence Shame’in en iyi olduğu kısım Maria’nın sesinin her daim güçlü olmaması. Bazen boğuk bazen fısıltılı bazende harsh vokaller kullanıyor. Bu yüzden şarkının psikolojisine tam oturmuş. Ve aslında içindeki o yara kapanmış değil. Kısacası giriş şarkısına hissettirdikleri, müzikal yapısı ve hikayesi ile bayıldım. Çok başarılı ve yer yer kendimden ve bence hepinizin kendinden azda olsa bir parça bulacağı bir müzikal deneyim hikayesi olmuş.
İkinci şarkı olan I Want To Believe ise Dayseeker’dan Rory Rodriguez eşliğinde kırılganlık- kudret dengesini en net gösteren parçalardan biri. Rory’nin temiz ve melankolik havalı vokali ile Maria’nın daha tehditkar karakteristik vokali ile tezatlığının uyumu şarkıya farklı bir denge katmış.
Maria Blink açıklamasında şarkı hakkında şöyle dedi;
"‘I Want To Believe’ is the flicker of light you protect as shadows close in. It’s reaching for a hand that’s slipping away, knowing endings are inevitable, yet still clinging for the glow of hope. It’s the quiet fight to believe in light while the world shifts, knowing that even as one chapter fades, another will dawn."
( I Want To Believe , karanlık çökerken koruduğun o ışık kıvılcımıdır. Kayıp gitmekte olan bir ele uzanmak, sonların kaçınılmaz olduğunu bilip hâlâ umut ışığına tutunmaktır. Dünya değişirken bile ışığa inanmak için verilen sessiz savaştır, bir bölüm kapanırken yenisinin doğacağını bilmektir.)
Bu şarkıda Maria'nın vokali Shame kadar harsh değil. Güçlü, temiz, teatral ve bazen kırılgan vokaller ağırlıklı. Bazı yerlerdeyse nerdeyse spit edercesine söylüyor. Şarkının atmosferik kademe kademe şeklinde ilerleyen duygusal yapısı, post- hardcore etkisi ile harmanlanıyor. Gitarlar harmonik derinlikli bir atmosfer sağlarken agresif bir saldırıdan ziyade duygusal katmanlığı destekliyor. Şarkının çoğu kısmında ambient/synth dokunuşlarını görebilirsiniz. Bu dokunuşlar geride kalmak ya da öne çıkmaktan ziyade kurulmak istenilen o atmosferik duygusal katman yürüşüne tamamlayıcı, bir hissettiren şekilde kullanılmış. Davullar ise parçanın sinematik ve atmosferik yapısını bozmadan dinamik bir çalımda ilerliyor. Parçanın en vurucu enstrümanları ise kesinlikle vokaller şahsımca. Verdikleri bütünlüğü sevdim.
Üçüncü şarkı olan Crawl’da ilk başta en çok dikkatimizi çeken rifflerin ritmikliği ve low-end etkisi. sonrasında ise verselerde vokaller ritmin kendisi olmaya ant içerken, nakaratta daha melodik şekle geliyor. Aralarda olan harsh vokal vurguları ilede daha lezzetli hale geliyor. Parça bildiğimiz dynamic contrast parçası. Maria Brink şöyle diyor;
"Crawl is a reckoning — a reflection that those who dominate and cause pain will ultimately reap what they sow. As above, so below. The fall is inevitable. Bearing witness to the harm they inflict, the song declares that those who once stood tall will be brought to their knees."
(Crawl, bir hesaplaşmadır; egemen olup acı verenlerin sonunda ektiğini biçeceğini gösteren bir düşüncedir. Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır. Düşüş kaçınılmazdır. Onların verdiği zarara tanıklık eden şarkı, bir zamanlar dimdik ayakta duranların diz çökeceğini ilan eder.)
Gitarist Chris Howorth üstüne ekliyor;
"Crawl is a visceral track that delivers the undeniable observation of powerful entities dominating and abusing the weaker and compromised masses — something that continues to repeat itself throughout human history. The song empowers and, at its core, is about standing up and fighting back."
(Crawl, güçlü varlıkların zayıf ve taviz vermiş kitleleri egemenliği altına alıp istismar ettiği inkâr edilemez gözlemi işleyen, içgüdüsel bir parçadır; bu, insanlık tarihi boyunca tekrarlanan bir durumdur. Şarkı, güçlendiriyor ve özünde ayağa kalkıp karşılık vermekten bahsetmektedir.)
Into The Dark ise önce ki üç şarkıya tezat yalın bir girişle girip patlama kısmına kadar synth karakteristikli şekilde ilerliyor. Synthler şarkıya sürekli bir hava oluşturup parçaya atmosferik bir hava katarak sarmalıyor. Gitarlarda daha çok sustain yaratıyor ve atmosfer yaratımına destek şekilde ilerliyor. Patlama kısmına geldiğimizde o yoğun sisli ambiyansı kemiklerimize kadar işliyor ama bu patlama parçanın ana dokusunu bozmadan yoğunluk hissiyatını ve yükselişini arttırıyor. Parçanın en güçlü ve en öne çıkaran unsuru kesinlikle müziğin dokusu.
Beşinci şarkı Sleeping With The Enemy ise yakınlığın getirdiği tehditin paranoyası ile tam isabet atış yapıyor. Şarkının isminde belirttiği gibi düşman uzağında değil yakınında, en güvendiğin seni yaralayan kişi. Bütün gardını indirdiğin kişinin yanında tehlikenin kollarında uyuyorsun. Ve bütün şarkı bu kırılmışlığın paranoyasında kayboluyoruz. Bu sefer öfkeden ziyade tedirginlik, güvensizlik hissi ön planda. Düşman diye adlandırılan bir kişide olabilir kendi benliğimizde. İki türlüde sarsıcı bir etkisi olduğu kesin. Sözel olarakta şahsımca albümdeki en kuvvetli şarkılardan olmuş diyebilirim. Müzikal açıdan bakarsak yoğun distortionlu gitarlar, palm-muting ve senkoplar, melodik ve uzun gitar cümlelerinden çok ritmik gidişat ön planda, riffler kısa motiflerle bir tekrar üzerine kuruluyor. Yine bu albümde bolca karşılaştığımız synth, elektronik efekt birleşimli distortion gitarlar daha dolu bir duyum sağlıyor. Kick davul özellikle gitar riffleriyle senkronize ilerliyor. Bas gitarda daha çok gitar rifflerinin altını doldurma görevinde. Ve aslında davul, riff, bas birleşince şarkının ağır, doygun duyumu ortaya çıkıyor. Ve kendisi ikinci favorim oldu.
Albümün altıncı şarkısı Wrapped Around Your Finger’ın orjinali The Police’in 1983 çıkışlı Synchronicity albümünde yer alıyor. Sting şarkının kişisel olduğunu ve kendi hayatıyla bağlantılı olduğunu söylemiş; ayrıca şarkıyı “kendisine hükmeden kişinin karşısında güç dengelerini tersine çevirmek” üzerine bir parça olduğunu söylemiş. Wrapped Around Your Finger bu sadece bu eksende bile bütün albüm ambiyansına çok yerinde bir şarkı olmuş. Şarkı boyunca sürekli bir çekim, gerilim veriyor bu sebeple sürekli bir patlama beklentisi veriyor ama o beklentiyi karşılamak yerine daha yoğun bir çekime girip bunu döngüsüne dönüştürüyor. Bu beklentiyi karşılamamak sanki hükmeden kişi sürekli o olacağı beklentisindeyken güç dengesinin tersine dönmesi ile beklentisinin olmaması ve tekrar otorite o olacağı konusunda beklentisini besler şekilde bir durum olmuş bence . Bu şarkıda İn This moment’ın industrial, gothic ve elektronik tarafıda belirgin. Gitarlar ritmik döngü içinde riff yazımı groove merkezli şekilde. Ve sanki parçada biraz obsesif fırtınalı bir sessizlik hissiyatı var. Yine parça ilerledikçe teatral ve kontrollü tehditkar bir hava bizi sis bulutu gibi içine çekiyor. Özellikle sondaki müzikal yoğunluk büyüleyici bir etki altına sokuyor.
Sonra ki şarkı Heretic anlam olarak inanç sistemine, kabul görmüş genel kurallara aykırı görüşler savunan, dinde sapkın olarak kabul görmüş kimse demektir. Şarkının bağlamında Heretic aslında sadece bir hakaret olmaktan çıkıyor ve bir otorite kurulup sen yanlışsın diyor. Şarkıda ise bu etiket kabullenilip, sahipleniliyor. Bu da parçaya çok güçlü bir kimlik katıyor. Kim Dracula’nın kaotik vokalleride bu fikri resmen müzikle harmanlayıp somutlaştırıyor. Albümde yoğun bir kaos ve öfke atmosferi görüyoruz. Maria’nın savaşçı karakteri alışık olduğumuz bir durum ama Kim Dracula ile başka bir tür öfke deneyimini veriyor. Sanki müzikte öfke yok , öfkede müzik var. Kısa ve sert riff motifleri, palm muted vuruşlar, davulla ağır senkronizasyon ile melodik bir hikaye değil savaş ve belkide saldırının kendisi oluyor. Bu parça low-end’in albümdeki en saldırgan kullanışı diyebiliriz. Ve kesinlike benim bir numaralı favorim bu oldu. Uzun bir süre loopta dinleyeceğim gibi görünüyor.
Father ise (şarkı en merak ettiğimdi açıkçası çünkü mother ile bağlantılı olarak düşünmüştüm) albümün duygusal dinamiğinin merkez noktası. Albüm boyunca Maria’nın sesini öfkeli, teatral,sert,güçlü,duygusal,saldırgan açılardan çok duyduk. Father’da ise işin rengi daha insani bir duruma bürünüyor. Bazen hepimiz acılarımızı unutmak için, savumak için maskeleriz ya da başka bir duyguyla yansıtırız. Ama odamızda tek kalınca yalınlaşırız, çıplaklaşırız. Bu şarkının özellikle vokalleri tam olarak o hissi veriyor. Bu şarkının en önemli özelliklerinden biri kesinlikle kontrasat. Başlangıçta synth,vokal ve seyrek ritmiklik hakimken parça yavaş yavaş büyüyor en nihayetinde o duygusal patlamayı dinliyoruz. Enstrümantal yapı vokalin etrafında kırgın bir çerçeve görevi görüyor sanki. Şarkı patlamaya yaklaştıkça gitarlar daha belirginleşiyor bu da finale daha ağır bir etki sunuyor. Diğer parçalardan aşina olduğumuz low- end burda da var ama burda saldırgan olmaktan ziyade parçanın kırılgan vokal çerçevesine yakışır bir biçimde duygusal yoğunluğu arttırıyor.
Bir diğer şarkı Without Me There’s No You ile daha alternative metal tarafına dönüyoruz. Gitarlar riff merkezli ,distortionlu ve vurucu. Bazı bölümlerde gitar nerdeyse perküsyon görevi üstleniyor. kick ve gitarların birleşimi ile özellikle bu albümde sıkca olduğu gibi yine bir low-end oluşuyor. Maria’nın vokalleri burda içinde ben burdayım diyen cleanlari ve ilerledikçe raspy ve harsh arası değişiyor. Şarkının dinamiği kontrollü, gerilim, agresif nakarat tekrar kontrollü bir sessizlik ve yeniden patlama şeklinde. Şarkıda sözlerinden ve hatta ismindende göreceğimiz şekilde sürekli bir hakimiyet var. Albümün en güç bende, otorite benim temalı parçalarından biri. Yani bu şarkı Witchin kırılgan kudret parçasında değil direkt kudret benim diyor.
onuncu şarkı Another Brick İn The Wall , Pink Floyd’un 1979 yapımlı The Wall albümünden. Basçı Roger Waters tarafından yazılmış üç bölümlü bir protest bestesidir. Hayat boyunca yaşanılan acılar duvar metaforu ile anlatılıyor. Ve tüm bunlar göz önüne alındığında Witch albümünün başkaldırı, otorite kısmına çok doğal bir şekilde sanki yapbozun son parçasıymışçasına çok doğal oturuyor. Orjinalinde progresif, hard tarzındayken İn This Moment şarkıyı Kat Von D katkıları ile industrial metal bir hale getiriyor. Ama bunu yaparken parçayı tamamen değiştirmek yerine kendi kimliği ile sarmalıyor. Albümü çok tamamlayan, pekiştiren bir şarkı olmuş.
Kapanış şarkısı Something I Can Never Have , Nine Inch Nails’in kurucusu Trent Reznor tarafından yazılıyor ve 1989’da yayınlanan Pretty Hate Machine albümünde yer alıyor. In This Moment, orjinalinde piyano merkezli ve melankolik olan besteyi kendi atmosferine taşıyor ve bunu yaparken piyano, ambient elektronikler, Maria’nın vurucu nefesli vokali ile ilerliyor. Bunun üzerinde o orjinalindeki melankolik yapı yerini koruyor. Hemde bütün albümün havasına en iyi uyan şekilde. Bu sefer enstrümantel olarak başrol piyano ve bu albümün son şarkısında agresyon yerine seçilen narinliği çok güzel tamamlamış. Elektronikler burda çok daha ambient. Arka planda adeta uzun synth sesleri dans ediyor. Şarkıda davullar ritim merkezli değil, melankolik yoğunluğunu yükseltmek için kullanılıyor. Gitarlar bütün albüm boyunca ağırlıklı olarak saldırı, low-end temelli ilerlerken burda özellikle bir geri çekiliş var. Bu da duyguyu desteklemek için güzel yedirilmiş. Son şarkı olarak güçlü ve kendi verdiği atmosferi büyüleyici biçimde desteklemiş.
İn This Moment genel olarak zaten çok severim. Sanki şarkıları günlüğümden, iç dünyamdan bir sayfaymış gibi. Özellikle yaşadığı acıyı , üzüntüyü dışa vururken yaşadığı duygu değişimleri ve başa çıkış şekilleri çok gerçek bir yas süresi, hayata devam etme çabası sırasında hissedilen yoğunlukmuş gibi geliyor. Bu albümde komple çok başarılı bir albüm olmuş. Gerek müzikal, gerek sözel ama en çokta yoğunluksal. Bence herkesin en az bir şarkıyla kendini bağdaştırıp , kendinden bir şeyler ya da artık olmayanları bulabileceği bir albüm. Müzikte özellikle duygusal yoğunluk müziğin çıkış noktası benim için. Bu duygu ne olursa olsun, bu duyguyu ne besliyorsa beslesin. En çok bu bağlamda gayet başarılı bir iş olmuş.
Albümdeki şarkılar:
1- Shame
2- I Want To Believe (feat. Dayseeker)
3- Crawl
4- Into The Dark
5- Sleeping With The Enemy
6- Wrapped Around Your Finger
7- Heretic (feat. Kim Dracula)
8- Father
9- Without Me There’s No You
10- Another Brick In The Wall (feat. Kat Von D)
11- Something I Can Never Have
Albüme puanım kesinlikle 10/9




Yorumlar