top of page

Marilyn Manson – One Assassination Under God: Chapter 2 Albüm İncelemesi

  • Yazarın fotoğrafı: Irem Atay
    Irem Atay
  • 9 saat önce
  • 5 dakikada okunur

Aynanın diğer yüzü, yaradan çıkan ses..


Marilyn Manson’ın One Assassination Under God – Chapter 1 albümü, yalnızca yeni bir albüm yayımlamakla ilgili değildi. 2024'te yayınlanan o ilk bölüm, kariyerinin en tartışmalı, en ses getiren ve en hassas dönemlerinden sonra sahneye geri dönen bir figürün "ben hâlâ buradayım" deme şekliydi. Bu yüzden Chapter 1 'ı yalnızca şarkılar toplamı gibi dinlemek biraz eksik kalırdı. Chapter 1 bir geri dönüş kaydıydı ama aynı zamanda bir mahkeme salonu, bir günah çıkarma odası, bir morg, bir sahne ve bir savaş alanıydı Manson için.


Şimdi gelen One Assassination Under God – Chapter 2 ise bu hikâyenin ikinci yarısı. Daha doğrusu, ilk albümün açtığı yaranın diğer tarafından bakışı.. Chapter 1  Manson'ın geri dönüşünün ilk darbesiydi; Chapter 2 ise o darbenin gerçekten bir anlamı olup olmadığını göstermek zorundaydı. İşte bu nedenle Chapter 2'yu tek başına, bağımsız bir “yeni Marilyn Manson albümü” gibi değil, iki parçalı bir anlatının kapanışı olarak düşünmemiz gerekli.


Bu noktada beklenti de ister istemez ikiye bölünüyor. Bir taraf, Chapter 1’ın yarattığı gerilimin daha sert, daha saldırgan ve daha endüstriyel bir devamını bekliyordu. Özellikle “Raise the Red Flag” gibi parçalar Manson’ın yeniden diş gösterdiği bir dönemi işaret etmişti. Diğer tarafta ise Tyler Bates ortaklığının yıllardır inşa ettiği daha sinematik, daha sabırlı, daha atmosferik bir Manson dili vardı. Chapter 2  bu ikinci alana daha yakın duruyor.


Bu albüm önden gelen single’ların anlattığı kadar metal ağırlıklı değil. Front Toward Enemy dışında gerçek anlamda agresif, The Fight Song tadı veren bir şarkı yok açıkçası. Daha gotik, daha kontrollü, daha loş ışıklı ve daha atmosferik. Yer yer sertleşiyor, yer yer dişlerini gösteriyor ama asıl olayı öyle kocaman rifflerle dövmek değil; gerilimi içeri yavaşça sızdırmak. Albümün genlerine uyacak şekilde teatral bir örnek vermek gerekirse şöyle diyebilirim:


Chapter 2, American Horror Story: Hotel sezonunun tamamına soundtrack yapabilecek bir kapasiteye sahip. Drakula'nın şatosundaki ocakta iyice pişmiş ve AHS'nin sofrasına laps diye oturur. AHS fanları anladı beni :)


Tyler Bates’in etkisi burada çok belirgin. Manson, yine tüm albümü Tyler Bates ile birlikte yazıp prodükte etmiş. Film müziği bestecisi Bates ile ortaklığı dört albüme yayılıyor: 2015 tarihli The Pale Emperor, 2017 tarihli Heaven Upside Down, ardından Chapter 1 ve şimdi de bu albüm. Bu albümde şarkılar çoğu zaman sürünüyor, yaklaşıyor, bekliyor, gölgede kalıyor. Parçalar yer yer yükselse de kontrollü gidiyor, bunu hissettiriyor. Zaten Manson da artık eski dönemlerindeki gibi yalnızca öfke, şok ve provokasyon üzerinden ilerlemiyor. Buradaki persona daha olgun, daha kontrollü ve bir anlamda da stratejik. Bu durum kimi yerde albümü güçlendiriyor, kimi yerde ise biraz fazla hesaplı hissettiriyor olabilir. Çünkü sevgili Anti-Christ'ımızın en iyi anları çoğu zaman kontrolden çıktığında gelmişti. Burada kontrol neredeyse albümün ana teması denebilir.




One Assassination Under God – Chapter 2 Şarkı Listesi:


  1. Unalive

  2. Don’t Answer The Door

  3. Front Toward Enemy

  4. All The Vilest Things

  5. None of the Suns

  6. Lucifer’s Teardrop

  7. The Arsonist

  8. Exit Wound

  9. Enantiomorph


Ben albümdeki tüm şarkıları çok sevdim, iflah olmaz bir Manson fanıyım (in Manson we Trust!) ancak tabii ki şarkıların up ve down'ları var .


Unalive

Albümün açılış şarkısı ile direkt kapıya omuz vurup giriyor Anti Christ Süperstarımız. Son yayınlanan video klibiyle de iyiden iyiye Longlegs (dir. Oz Perkins, 2024) temasına selam çakmış diye düşündüm. Bir tek bana bu vibe'ı vermiş olamaz değil mi? Horror fanları, katılın bana! :)

Don't Answer The Door

İşte burada Tyler Bates’in korku sineması reflekslerinin ciddi şekilde hissediyoruz. Kapının arkasında ne olduğunu bilmiyorsun ama kesinlikle açmaman gerek! Bu kadar basit bir korku imgesinden şarkı çıkarmak kolay değil; fakat Manson ve Bates burada o eski, ilkel “dışarıda bir şey var” hissini iyi kurmuşlar. Parça tempoyla değil, bekleyişle gidiyor... Sanki ağır ağır gelen bir tehdit var. Nakarat geldiğinde şarkı bir anda büyüyor. Daha çok karanlık bir koridorda ilerlemek gibi; ışık yanmıyor, ama duvarların sana yaklaştığını hissediyorsun. Bu şarkı dilinize takılmaz belki ama Chapter 2'nun bir önceki albümden farkını bu şarkıyla anlayabilirsiniz.

Front Toward Enemy

Tartışmasız en yumruk savuran, en agresif parça bu olmuş albümde. Daha önce Chapter 1 döneminde “Raise the Red Flag” single’ının B-side’ı olarak ortaya çıkmış olması da önemli; çünkü bu iki albümün ayrı projelerden çok tek ve sürekli bir anlatı gibi düşünülmesi gerektiğini gösteriyor.

Eskilerden The Fight Song vibe'ı veren bir hali var. Doğrudan karşıya dönük ve diş gösteren bir tavırda. Manson eski endüstriyel saldırganlık modunu açmış bu şarkıda. Albümün ortasına kadar gelip de ihtiyaç duyulan enerjiyi vermiş diyebilirim. Canlı olarak dinlemek istediğim şarkılardan biri oldu <3

All The Vilest Things

Burada Manson’ın goth-glam tarafı bize el sallıyor. Biraz salınan, biraz gösterişli ve bolca teatral. Bu şarkıyı seven için eğlenceli bir gece yürüyüşü; sevmeyen içinse “bunu daha önce duymadık mı?” dedirtecek kadar tanıdık. Bu kadar Manson gibi olduğu için ilk anda yakalıyor; yine bu yüzden albümün genel anlatısı içinde biraz kolay ve tahmin edilebilir bir hamle gibi kalabiliyor. Şarkı sözleri itibarıyla Manson'ın geri dönüşünün altını çizdiği bir parça olmuş bu arada.


You tried your best to destroy me, I don't want revenge, 'cause you only made me stronger

None of the Suns

Burada daha melodik, daha atmosferik ve daha temiz vokal odaklı bir yapı var. Manson’ın hırlaması geri çekilip; yerine daha kırılgan, daha insani bir ton gelmiş. Başlıktaki kelime oyunu da güzel: “suns” ve “sons” çağrışımı üzerinden hem ışık/ güneş hem de soy/evlat meselesine açılan bir alan oluşturmuş. 80’ler new wave hissi, hafif The Lost Boys karanlığı ve Bates’in sinematik dokusu bu şarkıya iyi işlemiş.

Lucifer's Teardrop

Albümde gitar ağırlığını yeniden öne çeken şarkılardan biri. Front Toward Enemy kadar doğrudan bir savaş çağrısı değil belki bağırmadan ağırlığını ortaya koyabilmiş bu şarkı.

The Arsonist

Evet slowburn bir parça. Derinin altına yavaş yavaş giriyor sanki. İlk dinleyişte değil ama tekrar dinleyişlerde daha çok büyüyecek parçalarından biri olabilir. Kelime anlamıyla "kundakçı" Manson'ın şimdiki personasına çok yakışan bir tabir olmuş bence. Çünkü yangın sadece yıkım demek değil, aynı zamanda bir yakıt. Albümün genelinde sürekli dönen “zararı güce çevirme”, “yarayı silaha dönüştürme”, “enkazın içinde yeniden şekillenme” temaları bu şarkıda çok net verilmiş. Manson burada her şeyi yakan ve sonra da o enkazın başına geçip ellerini ısıtan biri gibi.

Exit Wound

Gotik rock, glam dokusu ve Manson’ın anti christ pop tarafı bu şarkıda toplanmış. Albümün çıkış single'ı olarak neden seçildiğini çok iyi anlıyorum. Video klibinde Tim Skold’un dönüşünün de görünür olması, şarkıya ayrı bir ağırlık katmış. Çünkü Chapter 2 genel olarak Bates’in sinematik gotik diliyle ilerlese de, Manson tarihinin endüstriyel tarafını bilen dinleyici için Skold ismi başkadır.

Enantiomorph

Kapanış şarkısı, bütün konseptin aynaya baktığı yer. Kelime anlamı olarak birbirinin ayna görüntüsü olan formları çağrıştırması tesadüf değil, çünkü Chapter 2’nun Chapter 1 ile ilişkisi de tam olarak böyle. Chapter 1 ağır, kasvetli ve uzun bir açılışla kapıyı aralamıştı; Chapter 2 onun yansımasıyla kapıyı kapatıyor.


One Assassination Under God – Chapter 2, bir önceki "chapter" kadar çarpıcı, tehlikeli ve zirveleri yüksek bir albüm değil. Bunu kabul etmek gerek. Daha çok geri dönüşten sonra kurulan yeni odanın atmosferini anlatıyor bizlere.

Chapter 1 daha yüksek zirvelere ve daha iyi bir hikayeye sahipti. Chapter 2 ise o hikayenin kitabını kapatıyor. Manson’ın geç döneminde ne yapmak istediğini anlamak açısından önemli bir albüm. "Ben geri döndüm" diyen bir kayıt değil; “döndüm, kendime baktım, kendimi yeniden kurdum ve son sözü yine ben söyleyeceğim” diyen bir albüm. Belki son sözün en net çığlığı değil, ama aynanın tamamlandığı yer burası.

“Bana atılan her taşı, kenarlarımı keskinleştirmek için kullandım.” – Marilyn Manson




Yorumlar


Rock ve Metal Haberleri İçin Abone Olun!

RÖPORTAJLAR

LİSTELER

YENİ ÇIKANLAR

  • White Facebook Icon
  • Instagram - Beyaz Çember

Kritikzine 2026 © Tüm Hakları Saklıdır

ALBÜM KRİTİKLERİ

HAKKIMIZDA

Rock metal haberleri, röportajları, albüm incelemeleri içeren güncel müzik portalı

bottom of page