Albüm İncelemesi: Sleep Token- Take Me Back To Eden
- Nil Su Yağmur null
- 18 May
- 2 dakikada okunur

Sleep Token’ın yalnızca bir grup değil duygusal bir deneyim gibi hissettirmesinin en büyük kanıtı; şahsımca "Take me Back to Eden" albümüdür. 2023’te çıkan albümün asıl gücü genre bending değil, yoğun kırılganlığıdır. Albüm boyunca sürekli bir geri dönme arzusu hissediliyor; eski bir benliğe, kaybedilmiş bir ilişkiye ya da hiçbir zaman gerçekten var olmamış "cennet" fikrine. Asıl vurucu kısım da burası; Take me Back to Eden yalnızca bir yere dönmek istemek değil, artık geri dönülmesi mümkün olmayan bir şeye , bir yere, bir noktaya duyulan özlem gibi. Aynı zamanda ironik bir şekilde isminde vaat ettiğini bütün albümde yaşıyoruz .Bu yüzden çok yerinde bir albüm ismi diyebiliriz.
Müzikal anlamda inceleyecek olursak Sleep Token’ın müziği modern metalin en belirgin genre- bending örneklerinden biri. Grup djent rifflerini R&B vokalleri, ambient geçişler ve pop melodileriyle birleştirirken tür sınırlarını bilinçli olarak belirsizleştiriyor. Sleep Token duygusallığın ve bu duygusallığın içindeki yıkımın dışında bir kaos ta sunuyor bizlere. Özellikle bu albüm boyunca sık sık bununla karşılaşıyoruz. Vessel’in vokali bir itiraftan, bir duadan, kontrolünü kaybetmek üzere olan bir insanın yakarışına dönüşüyor. Bu kadar seven kitle olmasının sebebi zaten müzikal çeşitlilikten ziyade bu duygusal yoğunluk ve kendinden bir parça bulabilmek bence.
Albümde bizi ilk olarak Chokehold ile karşılayıp güçlü bir giriş yapıyorlar. Şarkı sanki romantik bir saplantıyı bize ritüel gibi hissettiriyor. Gitarların sertliğine tezat vokalin duygusallığını hissediyoruz. Ani kontrasatı çok güzel bağlayıp şarkıyı başka bir boyuta çeviriyor.
Bu albümde beni çok etkileyen iki parça var; Take Me Back To Eden ve Ascensionism. Ascensionism’de ascension ne kadar "yükselme" anlamına gelse de bu yükseliş pozitif olmaktan ziyade teslim olmak ve benliğini kaybetmeyi anlatıyor. Şarkı sözlerine baktığımızda manipülatif bir ilişkiden bahsettiğini gözlemleyebiliriz. Başlangıcı piyano ve vokal odaklı sakin, atmosferik ilerlerken R&B, hip-hop ritimleri ile neşeli bir kısım geliyor ve kısa süreli rahatlama hissi sunarken bir anda kendimizi duygusal patlamanın, teslimin, haykırışın ve yoğun biçimde djent'in içinde buluyoruz. Şarkının sürekli form değiştirmesi, bunu çok güzel yedirmesi şarkıyı daha eşsiz kılıyor. Ve bence bu şarkı Sleep Token estetiğinin en belirgin örneklerinden. Özellikle live halinde 3:57’deki patlaması ve espera’nın girişi ile müzikal doygunlukta ruhum yükseliyor gibi hissettiğimi belirtebilirim.
Take Me Back To Eden zaten başlı başına bütün albümün özeti gibi tutku, özlem, kabulleniş, umut, isyan. Ve bolca ters köşe hem müzikal anlamda hem duygusal. Şarkının “ I have traveled far beyond the path of reason“ diye bir sözü var ve evet gerçekten şarkı böyle hissettiriyor.
Son olarak albümün son şarkısını konuşacak olursak; bütün albüm boyunca duygusal çeşitlilik, karışıklık içinde aslında bildiğimiz bir noktadan kaçsak ve doya doya yaşasak bile (çünkü Sleep Token bütün zıtlıkları bize aynı anda sonuna kadar hissettirmeyi kendine görev bilmiş) son şarkı Euclid’te bizi bir kabulleniş karşılıyor sanki. Albüme yakışır, çok yerinde bir kapanış olduğunu düşünüyorum. Albümün bütünüyle Sleep Token bize kemiklerimize kadar hissedeceğimiz bir duygusal deneyim yaşatıyor.
Dipnot:
Albümle ilgili en epik inceleme Alex Terrible’a aittir..
(Bende çoğu zaman bu soruyu soruyorum çok haklısın)

Albümdeki şarkılar:
1- Chokehold
2- The Summoning
3- Granite
4- Aqua Regia
5- Vore
6- Ascensionism
7- Are You Really Okay?
8- The Apparition
9- DYWTYLM
10- Rain
11- Take Me Back To Eden
12- Euclid




Yorumlar