Hatemotion - The Wolf’s March Üzerine
- Cem Özkılıç
- 29 Kas 2025
- 3 dakikada okunur
Tarih öncesi dönemde yaşamış atalarımızdan yadigar kalan ve varlığından modern çağda haberdar olduğumuz ilk sanat eserlerinden bu çağda üretilen eserlere kadar, kimi sanat eseri geçirmekte olduğumuz anı güzel kılmak için keyif amaçlı üretilirken, kimisi de kendinden sonra gelen nesillere bir iz bırakmak, insanlara bir politik mesajı daha etkileyici yollarla iletmek, kimi anıları ölümsüzleştirmek için üretiliyor.
Yerli melodik/groove metal gruplarımızdan biri olan Hatemotion, bu teklilerine kadar, tanığı olduğu yaşanmışlıkları, bireysel mücadeleleri eser haline getirdiği parçalarıyla tanınıyordu. Ancak 14 Kasım'da çıkarttıkları "The Wolf's March" ile özel bir işe imza attılar.

Metal müzikte, müzisyenlerin ait olduğu ulusun tarihine, ülkesinin tarihsel kökenine, ait oldukları etnik kültürün tarihine değinen ve dünyaca sevilen, ünlenen örnekler oldukça çok. Moonspell'in Alma Mater'i, Eluveitie'nin Helvetios albümü, Ensiferum'un Heathen Throne ve Fatherland parçaları şahsen aklıma gelen örneklerden birkaçı. Bizim tarihimizde de bu şekilde öyküleştirip eser haline getirilebilecek birçok dönüm noktası, mücadele mevcut. Halkımız için yaşaması oldukça zor bir dönem, başarı için inanılmaz özveriler gerektiren ulusal Kurtuluş Savaşı ve devamında tarihsel bir atılım olan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı, bunların en önemlilerinden biri, belki de en önemlisi... Ve bunların önemini her geçen gün daha derinden hissettiğimiz bir tarihsel kesitteyiz.
Türk ulusal mücadelesini ve Kurtuluş Savaşı'nı konu alan bir tekli olan The Wolf's March, Türkçe'ye "Kurt'un Marşı" olarak çevrilebilir. Grup bu şarkı ile bu mücadeleyi öyküleştirerek anlatırken, aynı zamanda şarkı sözlerinde, bu mücadelenin zaferi ile kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün mücadele esnasında sarf ettiği ve günümüzde aforizma haline gelmiş özlü deyişlerinden, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş süreci esnasında kayıt altına alınan genelgelerden alıntılar yapılıyor. Şarkı İngilizce dilinde olduğundan, Türk metali için uluslararası bir referans, tarihsel bir kapsül özelliği de kazanıyor. Yerli sahnemizde bunun şaşırtıcı şekilde az sayıda örneği var, bu denli yoğun bir odağa sahip olaraksa bu tekli belki de bir ilk niteliğinde. Bu olan, aynı zamanda bir iddia meselesi ve bir cürettir; bu kadar önemli bir konuyu "biz bunun altından başarıyla kalkar ve bunu güzel bir eser haline getirmeyi başarırız arkadaş!" düşüncesiyle şarkılaştırabilmek kolay değil; çünkü iddianın altından kalkılamadığı olası bir senaryoda grubun yaşayacağı olası bir vicdan yükü bile bir yana, ortaya çıkan şarkı estetik içerikten yoksun olsaydı doğabilecek tepkileri bir düşünün; halkımızın oldukça hassas olduğu bir konuda, üstelik Türkiye'de herkes bu kadar gerginken... ve Hatemotion, yayımladıkları her parçada adım adım daha ileriye çektikleri nitelikleri ile bu iddianın hakkını bu teklilerinde de oldukça iyi vermiş, bu cüretin arkasının dolu olduğunu oldukça iyi göstermiş.
Hatemotion'ın bu işini tarihsel referanslarına ek olarak özel kılan diğer bir yönü, bu tekliyi kaydederken sanatsal estetiğini de ince eleyip sık dokumuş olmaları, biraz detaylı bahsedelim. Bu titizliğin arkasında, bu memlekete ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu kadrolarına karşı hissedilen sorumluluğun ağırlığı var. Hatemotion, 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine sahip çıkma iradesini taşıyor ve grup bunu kendi kariyerini parlatma çabası için değil, ülkesinin istikbali için vurgulamak istiyor. Grubun normalde de dinleyicisi olduğum için gittiğim konserlerinde üyeleri ile tanışma şansım olmuştu ve 22 Kasım 2025 tarihli Hatemotion & The Halo Effect konserinde Umur Bayer ile The Wolf's March hakkında ufak bir sohbet etme fırsatı yakaladım. Gitar & vokal ve aynı zamanda söz yazarı olan Umur Abi, bu şarkının sadece sözlerini hazırlama sürecinde bile, 90'lı yıllarda TRT tarafından hazırlanmış olan Kurtuluş ve Cumhuriyet filmlerini tekrar tekrar izlediğini, Nutuk'u tekrar tekrar okuduğunu, İlber Ortaylı ve Selim Erdoğan gibi tarihçi-akademisyenlerin yazılarını, programlarını incelediğini paylaştı benimle ve daha birçok araştırma var tabi ki süreçte. Soprano vokaller ile harmanlanan gitar soloları, şarkının adını aldığı marş ritmini andıran nakaratlar ve bunları destekleyen davullar, şarkının hem başında hem sonunda kullanılan ve yenilmezlikle dirilişi çağrıştıran ağız kopuzu, Mustafa Kemal'in kendi sesinden yapılan alıntılar, müzisyenlerin yaşadığı duygusallığı dinleyicisine şarkının her yönüyle aktarma hedefine sahip.
Hatemotion'ı sevmemin nedenlerinden birisi mümkün mertebe çok yönlü titizlikle iş yapmalarıdır bu arada. Popüler tabirle, sadece "kulağa hoş gelmesi" değil. Sahnede giyecekleri kıyafetler, gitar askıları, penalar dahil, sahneye yansıttıkları görseller ve şov esnasında sahneye çıkan müzisyen olmayan karakterler, her şey özenle düşünülüyor, grubu bir kere izlediğinizde anlıyorsunuz. Böylesi bir gruptan beklenecek olan kaliteyi sergiledikleri için aslında bu teklide bir sürprizle karşılaşmadık da diyebiliriz :)
Bu eser, Anadolu'da en önemli toplumsal ileri atılım olan Türkiye Cumhuriyeti devrimine giden yolda verilen bağımsızlık savaşı olan Kurtuluş Savaşı'na bir saygı sunma, kurucu önder Mustafa Kemal Atatürk'e bir selam gönderme ve özlem ifade etme amacıyla yaratılmış. "Biz buradayız ve vazgeçmiyoruz" iradesini herkese gösterdikleri için Hatemotion'a teşekkürler. Albüme giden yolda, doldurduğunuz her yeni sayfa için beklemedeyiz...
The Wolf's March'ın ilk canlı performansının, 22 Kasım 2025 tarihli konserden video kaydı:
Son ek: Benzer bir çalışmaya örnek olarak yerli Crossfire grubunun Gelibolu şarkısına da bakmak isteyebilirsiniz. Crossfire şu an aktif değil ama örnek göstermeseydim içime sinmezdi.



Yorumlar