top of page

Kriegdown-Marked.Until.Dead. Albüm İncelemesi

  • Yazarın fotoğrafı: ozdegokbayrak ✪
    ozdegokbayrak ✪
  • 4 gün önce
  • 5 dakikada okunur

Şehrin İçinden Öfkenin İlk Tam Boy Manifestosu

İzmir çıkışlı Kriegdown’ı daha önce gerçekleştirdiğimiz röportajdan tanıyanlar için bu albüm bir sürpriz değil; duymaya başladığımız sert ayak seslerinin sonunda kapıyı kırıp içeri girmesi gibi bir şey. Kriegdown iyi, çok iyi, çok iyinin ötesinde bir nu-metal grubu. Albümlerinde ise agresyon, nefret, kin, dinamizm ve kuvvetli teknik yapıya sahip şarkılar yer alıyor. 90’lar nu-metal ruhunu modern bir anlayışla birleştiren grup, ilk sahnelerinden, ilk tepkilerden ve Slipknot gibi grupların üzerlerindeki etkisinden söz ederken, tek başına nostaljiye yaslanmak istemediklerini özellikle vurguluyorlardı. Marked.Until.Dead. tam olarak bu çizgide: kökleri tanıdık, tavrı agresif, yumruğu baam diye çarpıyor ruha. Hadi başlıyoruz, iyi okumalar!  


Biraz albüm hakkında bilgi vererek başlamak istiyorum. 22 Mart’ta yayımlanan Marked.Until.Dead. albümü, intro ve outro dahil toplam 10 parçadan oluşuyor. Albümde, tek bir anlatı etrafında dönmek yerine, her parça aslında başka bir hikaye taşıyor ama duygusal bir omurga var albümde ve bu da çok net: kendinle hesaplaşma, baskı, öfke, hüzün, nefret ve bütün bunların müzik içinde bir duygusal aktarım alanına dönüşmesi. Yani burada karşımızda sertliğini duygudan, kişisel yaradan ve taşkın bir sahne ruhundan alan bir albüm var.


Marked. Until. Dead.
Marked. Until. Dead.

Albümün en güçlü yanı, daha ilk şarkıdan dinleyiciyi sarıyor. Kriegdown “bildiğin ham nefret ve kin kusmaya dayalı” bir enerjide. Sahneleri de öyle zaten. Bu yorumu onları sahnede bir şarkıda dahi izlediğinizde yapabilirsiniz.  Marked.Until.Dead. albümünde, kendisini İzmir’de Viva Darkness ve Thirst gruplarından da tanıdığımız Baran İşmen’in prodüksiyonu var. Grubun önceki teklilerden bu yana prodüksiyon tarafında gelişim yaşadığını röportajlarında da bahsetmişlerdi, kendilerinden duyuyorduk; albüm de bunu doğruluyor. Özellikle riff-davul birlikteliği albüm boyunca omurgayı diri tutuyor.


Şarkılar… Marked. Until. Dead’deki Tüm O Şarkılar…


Albümün açılışındaki intro, kısa süresine rağmen doğrudan bir atmosfer kuruyor sizinle. Intro’su sizi öyle bir içine çekiyor ki. Dinlerken benim ilk dakikadan yakama yapıştı bile. Girişten fazlası, ruhen dinleyiciyi albüme hazırlıyor resmen.


Hemen arkasından gelen “From Deadman”, albümde en sevdiğim parçalardan biri oldu. Zaten ilk üçümdeydi ve dinledikçe yerini daha da sağlamlaştırdı. Bu şarkıda beni en çok vuran şey, sert riff ve davulların yer alıyor olması değil; gerçekten boğucu bir öfke-nefret duygusallığının olması. Kafanın içinden çıkmayan şeyler, geçmişin bir türlü susmaması, ruhun bedene hapsolmuş gibi hissettirilmesi… bunlar sözlerde çok net. Ama işin güzel tarafı, bu şarkı öyle ağlak bir şarkı değil de, sinirden ve öfkeden diş sıkma gibi bir his. Hani ağlamanı içinde tutarsın, o hissiyatı öfkeyle yoğurursun. Taş yutkunursun, dişini yumruğunu sıkarsın ya.. O yüzden ben “From Deadman”i albümün en güçlü yumruklarından biri olarak görüyorum; direkt gaz veren, omuz vurduran, sahnede patlamaya çok açık bir karakter taşıyor. Röportajda da hem vokal hem davul tarafında en zorlayıcı parçalardan biri olabileceğini söylemişlerdi; bence bu zorluk şarkının karakterine doğrudan yansımış. Özellikle davul tarafındaki o hız ve baskı hissi ciddi anlamda diri. Iowa dönemi Slipknot” hızına yaklaşan bir hava var. Şimdi bir de bu perspektiften bakalım; o zaman şarkının neden bu kadar gergin ve diri aktığını daha iyi anlayabiliriz.  

 

Üçüncü sıradaki “Mud Dogz”, albümün karakterini anlamak için kritik parçalardan biri. Bu şarkının yağmurlu ve moralsiz bir gecede, kimsenin gelmeyeceğini düşündükleri bir anda birden dolan Dinozor Bar sahnesinden doğduğunu anlatıyordu. “Mud Dogz” oradan bakınca sadece bir parça değil, bir topluluk hissi. Sözlerde kukla olmayı reddeden, sistemden tiksinen, sahte gülüşleri ve yalanları yüzüne çarpan, çamurun içinden gelmiş bir öfke var. Bu parça grubun kendini konumlandırdığı yeri çok iyi anlatmış bence: düzgün, kabul gören bir yerden değil; çamurdan, itilmişlikten ve diş sıkarak ayakta kalmaktan gelen bir tavır var.. Bu yüzden parça yalnızca groove’uyla değil, taşıdığı sahne imgesiyle de güçlü. “Ben senin oyuncağın değilim”, “sisteminin ürünü olma”, “çamurdan geliyoruz” gibi kilit noktalar var, bu parçayı sadece bir öfke patlaması değil, bir duruş hâline getiriyor. Albümün “biz buradayız” diyen parçalarından biri bu kesinlikle..


“Broken” benim kulağımda daha içeri çöken bir şarkı gibi durdu. Albümün diğer bazı parçaları dışarıya yumruk savururken, “Broken” biraz daha insanın kendi içine gömüldüğü noktada duruyor.kırılganlık hissini de agresyonun içine gömebildiğini hissettiriyor bu şarkı. hüzün” ve “anksiyete atağı gibi bir müzik” ifadesi Broken’da anlam bulmuş.


“Filth” için şunu söyleyebilirim: albümün en kirli, en kişisel ve en can yakıcı parçalardan biri. Bu şarkı aslında bir başkasına değil, kendimizdeki, içlerimizdekine sesleniyor. İlk bakışta bir başkasına söylenen öfke sözleri gibi duran yapı, alt katmanda aslında kendine duyulan tiksinti ve hayal kırıklığıyla da okunabiliyor.  İşte bu durum, gözümde şarkıyı bambaşka bir yere taşıyor. Hani öfkeyle dışarıyı yumruklamak isteriz ya, aslında bu şarkıda hissiyat şu; “önce içini tırmala. Çünkü belki de öfkeni yöneltmen gereken yer dışarısı değil tam için”. Bunu bazen kendi hayatlarımızda kabul edemiyoruz biliyorum, dışarda suçlu aramak çok daha basit. Aramayalım diye Kriegdown bu şarkıyı yapmış bence. Önce kendinize dönün sorun diye, sözleri tamamen kendinize yönelterek dinlediğinizde içsel hesaplaşma yaptırıyor Filth.  


“On a Deathwish” şarkısına yeni klip çekildi. İzlemeyenleriniz için bu kısmın altında video linki yer alıyor olacak. Bence bu şarkı, albümün erken dönem kimliğini taşıyan bir parça. Kendileri de, grubun beraber yazdıkları ilk şarkı olduğunu, teknik olarak bugün biraz daha acemi bulsalar da ruh olarak hâlâ güçlü gördüklerini söylemişlerdi.  Hatta groove açısından özellikle öne çıkardıkları parça bu. On a Deathwish, Kriegdown’un bugünkü hâline giden yolun ilk taşlarından.


Benim albümde özellikle sevdiğim ve ilk üçümde yer alan o şarkı: “My Own Cage.” Grubun bunu “yıldız şarkı” olarak görmesinden etkilenmedim hayır.. Yansıttığı hissiyat; suçluluk, sıkışmışlık, kendi içinde çürüme ve kendinle savaşma hissi. My Own Cage gerçekten de albümün omurga şarkılarından biri. Hem yapısında hem akışında, grubun artık yalnızca ilham aldığı şeyleri tekrar etmediğini, kendi kontrol alanını kurmaya başladığını hissettiriyor. Şimdi albümü bütün olarak dinleyince ilk üçümden asla çıkartmam bu şarkıyı.


“Dog From Hell”, bence albümün en kuduruk şarkılarından biri bu. Corey Taylor sample’ıyla açılması zaten inanılmaz motive edici. Grup bu şarkı özelinde hem ilham kaynaklarına selam çakıyor, hem de bu vesileyle kendi öfkesini dinletiyor bizlere.  Şarkı sözlerinde flashback’ler, nefret, çıkışsızlık var. Tam bir live performance canavarı olacak. Canlı dinlemeyi dört gözle bekliyorum. 


“Black Sheep” i dinleyince  “abi bunu nasıl yazdınız ya” oldum birden. Bu albümden tek bir şarkı seç ve favorin o olacak deseler ben Black Sheep’i gösteririm. Albümün son düzlüğünde, tam giderayak komple baştan dinlememe sebep oldu bu yazıyı yazarken. Black sheep, öfke anlatısını tamamen dışlanmışlık hissiyle bağdaştırmış bence ve o nefreti kustuktan sonra insanı rahatlatacağına daha da dibe, karanlığa çekiyor. Sevene, muhteşem bir kalış noktası.  Beton duvarlar arasında sıkışma, monochrome bir hayat, aynı hissin her gün tekrarlanması, nefes alamama, rüyalarda boğulma ve en sonunda “black sheep” olarak damgalanma… Bunların hepsi albüm boyunca dolaşan “ait olmama” duygusunu iyice anlatmış. En favorim Black Sheep.


Ve sonra outro geliyor. Güzel tarafı şu: albüm boşlukta bitmiyor. Albümün ilk girişinde tiyatro perdesi gibi açıldı, oyun bitti ve tiyatro perdesi outro ile kapandı. Bu kadar dolu, bu kadar bağıran, bu kadar kanlı bir albümün sonunda bir kapanış perdesi de gerekiyor.


Albümün bütününe bakınca şunu çok net söyleyebilirim: Marked.Until.Dead. duygularımızı, hissiyatımızı sallayan bir albüm.  Kriegdown duyguları çok süsletmeden, ıcırlı bıcırlı numaralardan uzak şekilde içinden ne geliyorsa, nasıl ifade etmek istiyorsa öyle yaratmış bu albümü.  Bu da Marked.Until.Dead. ‘i yaşayan bir şeye dönüştürüyor. Bir ilk albüm için bence en önemli şeylerden biri bu.


Puan kısmına gelirsek: 9/10 bence hak ediyorlar. İlk albüm ve kimlikli bir albüm. Kesinlikle yüksek puanı hak ediyor. Henüz daha da gelişebilecek çok alan var evet. Ama asıl şu ki, zaten Kriegdown’un söyleyecek daha çook sözü var, bunu bağıracak ciğeri de var, çalacak yetenek te var, dinleyecek kulak ta var!  Yeri gelmişken hatırlatalım. Grubun albüm lansmanı 4 Nisan 2026’da Alsancak Dinozor Bar’da gerçekleşecek. 4 Nisan akşamı bu albüm en doğru yerini orada bulacak. Dinozor Bar’da başlayan yolun, ilk albüm lansmanında yine oraya dönmesi hoş bir daire çiziyor.


İzmir metal kitlesiyle, İzmir’de olacaklarla 4 Nisan’da görüşmek üzere!


Kriegdown

Marked. Until. Dead

22 Mart 2026

Prodüktör: Baran İşmen

Albüm Puanı: 9/10

Kimleri seviyorsan seversin? : Korn, Slipknot, Sepultura

Yorumlar


Rock ve Metal Haberleri İçin Abone Olun!

RÖPORTAJLAR

LİSTELER

YENİ ÇIKANLAR

  • White Facebook Icon
  • Instagram - Beyaz Çember

Kritikzine 2024 by Kritik Records © Tüm Hakları Saklıdır

ALBÜM KRİTİKLERİ

HAKKIMIZDA

Rock metal haberleri, röportajları, albüm incelemeleri içeren güncel müzik portalı

bottom of page