Puscifer - Normal Isn't Albüm İncelemesi
- sulepkc

- 3 saat önce
- 3 dakikada okunur
Normalleştirdiğimiz Şeyler Gerçekten Normal Mi?

Puscifer, yeni albümü Normal Isn’t ile alıştığımız gerçeklik algısını sabote ediyor. Yaşadığımız dönemin sunduğu normallik kavramını kabullenip devam etmek yerine yüzümüze tutulmuş bir aynayla bize ne olduğumuzu gösteriyor.
Albümün en belirgin farkı grubun önceki işlerine kıyasla atmosferden çok temas hissine yönelmesi. Existential Reckoning’in minimal synth katmanları, döngüsel ritmik yapıları ve krautrock etkili hipnotik akışının aksine burada gitar odaklı düzenlemeler öne çıkıyor; daha belirgin davul vurguları, post-punk esintili groove’lar ve bilinçli şekilde korunmuş analog pürüzler albüme daha fiziksel bir karakter kazandırıyor. Pandemi sonrası dünyanın garipleşen temposu, sürekli açık ekranlar ve giderek bulanıklaşan “normal” kavramı bu değişimi yalnızca sözlerde değil, müziğin enerjisinde de görünür kılıyor. Puscifer bu kez soyut bir alan yaratmak yerine gerçekliğin içine doğrudan giriyor, fark tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Bu dönüşümün en belirgin yansıması albümün duygusal tonunda değil, aynı zamanda düzenleme ve performans tercihlerinde ortaya çıkıyor. Puscifer ironik ve absürt anlatım dilini korusa da Normal Isn’t boyunca duygusal mesafe bilinçli biçimde azaltılmış; bu da armonik yapıların ve ritmik akışın daha doğrudan algılanmasını sağlıyor. Orta tempolu parçalar çoğunlukla post‑punk kökenli, motorik hissi güçlü davul pattern’leri ve tekrara dayalı bas yürüyüşleri üzerine kurulurken gitarlar geniş reverb alanları yerine daha kuru ve öne yerleştirilmiş tonlarla mikslenmiş. Carina Round’un vokalleri üst frekanslarda hafif kırılgan bir tınıyla yer alarak parçaların dinamik spektrumuna kontrast katıyor; Maynard James Keenan ise dramatik vokal sıçramalarından kaçınarak yarı konuşur formda, ritmik olarak ölçüye sıkı bağlı bir anlatıcı görevi üstleniyor. Bu vokal yaklaşımı, Tool’daki poliritmik yoğunluğun aksine, Puscifer’in minimal tekrar ve groove temelli estetiğini belirginleştirerek grubun kimliğini daha net bir çerçeveye oturtuyor.
Albümün detaylarına bakıldığında Keenan’ın dinleyicinin gerçekten bir şeyleri fark edip sorgulaması için bilinçli bir yönlendirme yaptığı hissediliyor. Kendi düşüncelerini net bir şekilde sözlere aktararak; inanmadığı tanrılara yalvardığını ve artık bir simülasyonun için yaşadığımıza inandığını söylüyor. Dinleyiciyi temel bir algı düzleminde tutarak mesajı daha doğrudan iletmeyi tercih etmiş gibi görünüyor. Albümde iki video klip yayınlandı ve bunlardan en çarpıcı ve açık olanı bence Bad Wolf. Keenan burada Cherokee mitolojisinden iki kurt hikayesini hatırlatarak dinleyiciye açık bir şekilde iyi ve kötünün neler doğurduğunu karşılaştırarak gösteriyor ve video klibin açıklamasına şu sözleri ekliyor;
“Oral Tradition, the practice of passing down legends, myths, and metaphors, has always fascinated me. One of my favorites is the Cherokee tale of the Two Wolves. It serves as a metaphor for our inner battle between good/wise/loving choices and poor/selfish/hateful choices. The wolf that thrives is the wolf you feed”.
— Maynard James Keenan

Ek olarak albümüm genelinde inancın nasıl yön değiştirdiğinden söz ediliyor. Bad Wolf bize bir mitle iyiyi ve kötüyü gösterirken, Seven One’da 7 rakamının birçok dinde ne kadar önem arz ettiğinden bahsediliyor, emin olmamakla birlikte son zamanlarda insanların 777 ye takıntılı olmasına da bir gönderme yapıldığını düşünüyorum. Albümün son şarkısı olan The Algorithm’de ise tanrımızın yani algoritmanın birer temsilcisi olduğumuzdan söz ediliyor. Buradaki “social mediots” oldukça dikkat çekiyor. Kısacası zaman ilerledikçe inancın saflık ve iyilikten çok daha beter bir hal aldığı aktarılıyor. Simülasyonun içinde yaşadığımızı düşünürsek çok mantıklı kalıyor.
Bunun dışında Puscifer’ın resmi Instagram hesabında grup üyelerinin albüm süreci boyunca dinlediği şarkılardan oluşan listeler paylaşıldı ve bu listeleri aslında dinleyiciye sunulan toplu bir playlist olarak da değerlendirmek mümkün. Carina Round ve Maynard James Keenan’ın listelerinde ortak olarak yer alan Wax and Wane (Cocteau Twins) şarkısı dikkat çekiyor, bu etkinin izleri en belirgin şekilde albümün açılış parçası olan “Thrust”ın gitar soundlarında duyuluyor.
Ayrıca Ekim 2025’te grup, resmi Instagram hesabında albüm için yaptıkları makyajını TikTok için tasarlayıp “Pendulum” adlı efekt olarak yüklediler ve efekti deneyen hayranlarının bir videosunu “Try the Pendulum effect on TikTok and share your transformation-don’t forget to tag us.” başlığıyla paylaştı. Bu paylaşım progressive müzikte rastlanan ve dinleyicinin belirli bir seviyede olmasını bekleyen yaklaşımın aksine, gurubun kendi sınırlarını dinleyiciye göre esnettiğini ve insanların tanrılaştırdığı sosyal medya üzerinden daha geniş bir kitleyle iletişim kurmaya çalıştığını düşündürüyor. Nitekim bu yaklaşım yalnızca sosyal medya etkileşimleriyle sınırlı kalmıyor; albüm boyunca şarkı sözlerinde de görülüyor. Özellikle dördüncü ve beşinci paragraflarda bahsettiğim unsurlar bu yaklaşımı açık biçimde destekliyor.
Normal Isn’t, Puscifer diskografisinde bir kırılma noktası olarak okunabilir. Albüm ne grubun geçmişteki deneysel izolasyonuna geri dönüyor ne de tamamen geleneksel bir rock formuna yöneliyor. Bunun yerine, Puscifer’in yıllardır kurduğu ses evreninin dış dünyayla yeniden temas kurduğu bir ara alan yaratıyor. Albüm sona erdiğinde geriye kesin cevaplar kalmıyor; yalnızca şu soru biraz daha yüksek sesle yankılanıyor: Alıştığımız şeyler gerçekten normal mi, yoksa uzun zamandır sorgulamayı bıraktığımız alışkanlıklardan mı ibaret?
Bonus: Puscifer'ın dinlediği şarkıları bir playlist haline getirdim linkini de aşağıya bırakıyorum.




Yorumlar