Rock Müziğinde Azerbaycan Esintisi: Yuxu
- Aydasu Bekçi
- 4 saat önce
- 5 dakikada okunur
Hazar denizinin kıyısında, 90'ların başında Azerbaycan'da ismini rock tarihinin içine kazımış bir grubun ezgileri duyulmaya başlamıştı. 80'li yılların sonu 90'ların başında SSCB'nin dağılmasıyla sadece sosyal değil müzik yaşantısı içinde elverişli koşulların ortaya çıktığı bu dönemde Azerbaycan'ın Sumgayıt şehrinde kuruluyor Yuxu. İbrahim Emin tarafından kurulan grup, o sıralar İbrahim Emin'in de komşusu olan Cengiz Eyvazov'un da katılmasıyla ilk kadrosunu oluşturmaya başlar. 1986 yılında çalışmaya başlayan grubun şekillenmiş tam kadrosunda; vokalde Cesur Nemetov, bas gitarda İbrahim Emin, bateride Cengiz Eyvazov, gitarda Namık Nagdeliyev yer alır. Grup ilk sahne performansını 1987'de Sumgayıt'da bulunan Kimyacı Medeniyet Sarayı'nde gerçekleştirir.
1988 yılına gelindiğinde ise bir süre süren çalışmaların ardından grup "rüya" anlamına gelen "Yuxu (yuhu)" ismiyle resmi olarak kurulur. Grubun adını aldığı "rüya" kelimesinin bize hissettirdiklerini şarkılarında da görmekteyiz. Klasik bir rock ezgisinden öte duygusal bir soundu bulundurur Yuxu kendi içinde. İlk başarıları 1989 yılında "Kızıl Sonbahar Festivali" ile olur. Grubun kurucusu İbrahim Emin şöyle anlatır: "Gençlik yıllarımızda BBC radyosunda Deep Purple ve Led Zeppelin dinlerdik ve onlar bizim için bir okul oldular. Müziklerinden ilham aldık ve rock müzik yapmaya başladık. Sonra grubumuzu kurduk. "Xəzərin Sahilində" şarkısını kaydettik. Şarkının sözleri babama aitti, ben bazı kelimeleri değiştirdim ve şarkıyı söyledik. Bir yıl sonra, bu şarkıyla "Golden Autumn" adlı müzik festivalini kazandık ve her şey böyle başladı."
Sumgayıt'tan festivale katılan tek grup olan Yuxu, Bakü çıkışlı "Derviş" grubu ile yarı finale kalır ancak jüri iki grubuda kazanan olarak seçmez ve festivalin iki kazananı olmuş olur.
Grubun Türkiye'ye gelişi ise sanılanın aksine "Fransa'ya gitmek için çıktıkları yolda, İstanbul'da soyulup beş parasız kaldıkları için Türkiye sınırlarında kalmak zorunda kaldılar." değildir. Bu bir şehir efsanesinden ibarettir. Murat Beşer'in yazılarından bildiğimiz kadarıyla Scorpions hayranı olan İbrahim Emin, dünyaya açılmak ister. Grubun köklerinin yeni yeni salık verdiği bu dönemde de Pascal isimli Fransız bir kadınla tanışırlar. Organizasyon ve menajerlik yapan kadın, Fransa'da albüm yapacağını söyleyerek grubun İstanbul'a gitmesini salık verir.

İstanbul'da YUXU
Yolları İstanbul'a düşen grup, uzun yıllar zorlu İstanbul koşullarında sanatlarını icra etmeye ve yaşamaya çalışır. Ancak İstanbul'da hayat koşulları sanıldığından çok daha zordur. Fransa işinde de bir gelişme yoktur ve hanutçuluğa kadar birçok iş denerler. Grubun yolu bir şekilde Beyoğlu'na düşer.
90'lı yıllar Türk rock müziğinin İstanbul'da altın çağlarını yaşadığı bu dönemde olur Yuxu'nun Türk rock camiasına ismini kazıması. Solist Cesur Nemetov'un gruba dahil olması da bu döneme denk gelir. Tual, Kemancı gibi dönemine damga vurmuş olan barlarda çalmaya başlayan grup ilk ciddi stüdyo çalışmalarına da bu dönem başlar. Yuxu'yu ilgi çekici yapan özelliklerden bir tanesi Azerbaycan lehçesi ile rock müzik yapmalarının ötesinde görünüşleriydi. Klasik rock imajından uzak, kısa saçlı ve sade görünüşlerinden beklenmeyen şekilde enstrümanlarından inanılmaz bir ustalık akıyordu. İnsanların kafasındaki kültleşmiş rock imajını yıkan en önemli etkenlerden biriydi grubun görünüşü. Murat Beşer'in yazısında benzettiği gibi o dönem için "kılıksız" adamlara benziyorlardı.

Mercury, Kronik ve benzeri bir çok önemli Türk rock grubuyla aynı sahneyi paylaşan Yux
u'nun ilk albümü "Hazar Sahilinde" Uzelli Kaset tarafından 1993 yılında çıkar. Her ne kadar ekonomik zorluklar peşlerini bırakmasa da ikinci albümleri "Sumgait" ise 1994 yılında piyasa çıkar.
Hazar Sahilinde
"Hazar Sahilinde" albümü, grubun en çok ses getiren ve en çok bilinen albümüdür. Atmosferik ve duygusal tonlar albüm boyunca kesilmez. Bazen distortisyonlu bazense daha temiz tonlar hakimdir. Gitar çok agresif olmasa da hatırı sayılır bir progresif etki taşır. Melodik gitar riffleri albüm boyunca bize eşlikçidir. Albümle aynı ismi taşıyan "Hazar Sahilinde", "Beni Sensen Düşündüren" ve "Al Özünü Ele" parçaları albümde en ön plana çıkan şarkılardır. Bir çok insanın Yuxu ile ilk kez tanışması "Hazar Sahilinde" parçası ile olmuştur. Bu parça bize mekansal bir anlatı sunar. Grubun köklerinin uzandığı Kafkasya'ya, Sumgayıt'a, Hazar denizinin kıyılarınadır yolculuğumuz. Namık Nagdaliyev'in gitarı parça boyunca en büyük yol gösterenimizdir.
Nagdaliyev'in gitarı hakkında zamanında Aptülika'nın Flash TV'de yayımlanan Rokoko programında sorduğu bir soru vardır, "Seni Malmsteen'e benzetiyorlar." diye. Nagdaliyev ise bunu "Evet, duydum ancak ben Malmsteen'i dinlemedim." şeklinde yanıtlamıştır.

Albümün Türkiye'de kanımca ses getirmesinin en büyük etkenlerinden biriside grubun 1993 yılında Barış Manço'nun TRT'de yayınlanan Doludizgin programına katılmasıdır. Grup, programda "Beni Sensen Düşündüren" ve "Hazar Sahilinde" parçalarını söylemişlerdir. Hazar Sahili sadece bir çıkış albümü değil, Azerbaycan ezgileriyle rock müziğin isyankar yanının en keskin buluşmasıdır.
Sumgait

Hazar Sahilinde'den bir yıl sonra piyasaya çıkan "Sumgait" albümü en az ilk albüm kadar başarılıdır ve hatırı sayılır ölçüde bir dinleyeni vardır. 11 parçadan oluşan bu albümde "Aldattın Beni Sen", "Uyan Yuxudan" ve "Hayalperest" parçaları ön plana çıkar. Albüm grubun köklerinin dayandığı şehir Sumgayıt ile aynı ismi taşır. Ancak taşıdığı iz sadece isim olarak kalmaz, bize şehrin köklerinden izleri en çok yansıtan albüm olarak karşımıza çıkar. Sovyetler sonrası Sumgayıt'tan izler ve duygusal olarak bir iç yolculuk barındırır. Duygusal derinliği her bir parçada hissederiz.
İlk albümde olduğu gibi bu albümde de melodik bir gitar hakimdir. Sololar şarkıların içine yedirilmiş bulunur. Cesur'un vokali ise melodik, yumuşak ve duygusal olarak karşımıza çıkar bu albümde.
"Ölüme Çare Yok", Gölcük Depremi ve Dağılış
Grubun İstanbul'da müzik hayatına devam etmesindeki asıl etken Fransız menajerin grup üyelerini kandırması değildir. Menajer, grubu Fransa'ya götürmek için Türkiye'deki albümü basan yapım şirketiyle anlaşma yapar ancak Fransa'ya gitmek için gerekli evraklar Azerbaycan tarafından verilmez. Bu yüzden grup müzik hayatını 90'ların İstanbul'unda icra etmek durumunda kalır.
Cesur Nemetov'un Rusya'ya gitmesi ile 2001 yılında grup Zahur Abdullayev'in solistliğinde "Ölüme Çare Yok" adlı son albümlerini yayınlarlar. Ölüme Çare Yok albümü bana göre içinde kültürü ve sıcaklığı en çok bulunduran albümdür. 10 parçadan oluşan albümde "Karadeniz Türküsü", "Ölüme Çare Yok", "Komşu Kız" gibi parçalar dikkat çeker. "Karadeniz Türküsü" nde Karadeniz'in geleneksel halk ezgilerinin, Azerbaycan kültürünün ve rock müziğin en güzel birleşimini görmekteyiz. "Ölüme Çare Yok" şarkısı ise bizi karanlık bir gerçekle yüzleştirir. Bu albüm ilk iki albümden bağımsız olarak daha karanlık, daha yoğun ve daha olgun temada bir albümdür. İçinde hem geleneği hem de derin sorgulayışları barındırır.
1999 Kocaeli-Gölcük depreminin müzik endüstrisini etkilemesi sebebi ile grup albümün çıktığı sene dağılır ve bu süreçte herkes kendi yoluna gider. Grubun davulcusu Cengiz Eyvazov müziğin yanında hem Azerbaycan'da hem de Türkiye'de dövme sanatçılığı yapar. Grubun gitaristi Namık Nagdaliyev ise Türkiye'de kalıp müzik yapan tek isim olur. Haluk Levent, Barış Akarsu gibi birçok ünlü isimle çalışır. Cengiz Eyvazov ise Türkiye'de dövme sanatçısı olarak Cem Yılmaz, Aslı Duru gibi birçok ünlü isimle çalışır.
2020 yılında Uzelli Kaset tarafından "Hazar Sahilinde" albümünün plak formatında basılmasının ardından grubun tekrar sahne alıp almayacağı merak konusu olur. Ancak bu sırada grubun kurucusu İbrahim Emin'in vefat haberi gelir.
Yuxu'nun Mirası
Dünyaya açılma hayaliyle başlayan bir macera ve Beyoğlu sokaklarında devam eden hüzünlü bir hikaye Yuxu'nun hikayesi. Grubun Türkiye'de müziklerini icra etmesi hem Türk rock dinleyicisi hem de grubun tanınırlığı açısından bir çok avantaj içermiştir yine de. Dünya standartlarında müzik yapıp müziğini
ana dilinde haykırabilen, Azerbaycan'ın rock dünyasına kazandırdığı en büyük isimdir Yuxu. İsyanını ve duygularını ezgileriyle bize yediren, gitarıyla işleyen bir efsane. Değeri bilinmeyen, müziğin en doyurucu hali. Biraz uykulu, biraz rüyalar aleminde. Ama rüyanın içinden, bizden, hepimizden biri. Kafkasya'dan kanatlanan, yolu Türkiye'den dünyaya uzanan bir müzik hikayesi Yuxu'nunki. "Sev Bu Dünyayı" şarkısından şu dizelerle bitirmek istiyorum:
"Mənim yurdum, gözəl diyarım
Olmasın sənsiz bir anım
Bu dünyada bir qonaqsan sən
Doyunca bax ətrafına!
Doyunca bax ətrafına!
Sev bu dünyanı!
Nə olsa da yenə sev"



Yorumlar