Albüm İncelemesi: Slipknot (1999)
- mehmetyasinyazici1
- 4 gün önce
- 4 dakikada okunur
Nefretin ses bulmuş hali

1999’da yayımlanan Slipknot, yalnızca bir debut albüm değil; 90’ların sonundaki metal sahnesine atılmış bir yumruktur. Slipknot bu albümle birlikte yeraltındaki kaotik potansiyelini disipline edilmiş bir saldırıya dönüştürmüş. Ross Robinson prodüksiyonuyla şekillenen sound; twin pedallı davullar, çift perküsyon kaosu, Drop B akortlu gitarlar ve Corey Taylor’ın hem çığlık hem melodiyi taşıyabilen vokaliyle net bir estetik kimlik kazandı.
Albüm, daha açılıştaki “742617000027” introsuyla kaos ortamını hazırlar. Bu sayının anlamı ise 31 Ekim 1996’da kendi imkânları ile yayınladıkları Mate. Feed. Kill. Repeat. albümünün sipariş numarasıdır.
“(sic)”, grubun groove hissiyatını dinleyenlerin iliklerine kadar hissettirir:
“You can’t kill me ’cause I’m already inside you.”
Bu söz, Slipknot’un zihne sızan bir varlık olduğunu ima eder. Sözler burada psikolojik ve içseldir.
“Eyeless” Slipknot’un ilk dönem kimliğini en net yansıtan parçalardan biridir. Parçanın sözlerinin bir kısmının kaynağı gerçekten ilginçtir: Albüm kayıtları sırasında Shawn Crahan (Clown) ve Joey Jordison evsiz bir adama denk gelirler. O anıyı şu şekilde anlatmaktadır: “CBGB's’e doğru yürüyorduk ki evsiz bir adam yanımıza geldi. Sürekli anlamsız şeyler söylüyordu, sonra birden o cümleyi kurdu. “You can’t see California without Marlon Brando’s eyes” Unutmamak için o cümleyi kafamın içinde tekrar tekrar söyledim. Joey ve ben bunun harika bir söz olduğunu hemen anlamıştık.”
Şarkı aynı zamanda Corey Taylor’un babasız geçirdiği çocukluğuna bir göndermedir. “You can’t see California without Marlon Brando’s eyes” gibi sözler ise Hollywood’un sahte parıltısına bir eleştiri niteliği taşımaktadır.
“Wait and Bleed” ise albümün kırılma noktasıdır. Melodik nakarat yapısı sayesinde günümüzde bile geniş kitlelere ulaşırken, sözler bilinç bölünmesi ve içsel çöküş temasını taşır. Corey Taylor, bu şarkının nakaratının sürekli beyninin içinde döndüğünü ve gitarist Mick Thomson ile yaptıkları bir provada bu şarkının hayata geçtiğini belirtmiştir. Slipknot burada agresyon ile erişilebilirliği, groove sound’unu dengelemeyi başarır; bu da onları nu metal akımı içerisinde en sert grup konumuna yerleştirir.
“Surfacing” albümün en saf öfke patlamalarından biridir. Özellikle“Surfacing”teki:
“Fuck it all! Fuck this world!” satırı, dönemin yabancılaşmış Amerikan gençliğinin sloganına dönüşmüştür. Bu yalnızca nefret söylemi değil, sistem karşıtı bir başkaldırıdır.
“Spit It Out” hip-hop ritmik akışıyla sahnede bir ayin havasına dönüşür. Grup, canlı gösterilerinde bu şarkıyı en çok öne çıkaran performanslara imza atmıştır.
“Tattered & Torn”: Demo versiyonundaki rahatsız edici atmosferin korunduğunu, ancak self-titled albümde daha karanlık, daha endüstriyel bir dokuya büründüğünü görmüş olduk.
“Me Inside” groove temelli yapısını daha belirgin bir melodik omurgayla destekler. Clean vokalleri ile albümün en akılda kalıcı anlarını oluşturur.
“Liberate” albümün ritmik anlamda en enerjik parçalarından biridir; fakat Slipknot’un sahnede en az çaldığı şarkılardan biri olmuştur.
“Prosthetics” albümün gerilim tarafını temsil etmektedir ve gerilimin tavan yapmasına öncelik tanır.
“No Life” groove odaklı yapısıyla dikkat çeker ve kimlik ile yabancılaşma temasını işler. Şarkının en sevdiğim kısmı ise Corey’nin clean vokal bölümüdür:
“Palpable hate in the air when you’re here none of us wonder what weather you’re under you’re making it perfectly clear”
“Diluted” albümün en karanlık iç döküşlerinden biridir; minimal yapısı ve yoğun atmosferiyle içsel çöküş hissini derinleştirir.
Her ne kadar Slipknot 1999 albümü olsa da, bazı parçaların kökeni 1996’daki Mate. Feed. Kill. Repeat. dönemine uzanır. Bu, Slipknot’un dönüşümünü anlamak açısından kritiktir.
“Only One”: Daha funk/groove etkili ve deneysel bir yapıya sahipken, 1999 versiyonunda daha agresif ve net bir form kazanır. Rifler sertleşir, vokal yaklaşımı daha saldırgan hâle gelir.
“Scissors” albümün gerilim tarafını temsil etmektedir. Özellikle “Scissors”, o zamana kadarki en deneysel parçalardan biri olmuştur. Şarkı 08:23 dakikadır; fakat canlı gösterilerinde grubun bu şarkı ile daha da deneysel işler yaptığını görmüş olduk. Özellikle La Crosse’daki konserlerinde bu şarkıyı 20 dakikaya yakın şekilde çalmışlar ve sahneyi güçlü bir şekilde bitirmişlerdir.
“Eeyore”, “Scissors”ın ardından sürpriz şekilde giren, albümde gizli bir parçadır. Albümün en ham ve kontrolsüz öfke anlarından biridir. Neredeyse prova kaydı hissi veren çiğ prodüksiyonu ve yüksek tempolu yapısıyla dikkat çeker.
Roadrunner Records ile anlaşmaya varan Slipknot. 1999 tarihli ilk albümü; Slipknot “Self-titled”, maskelerin, numaraların ve sahne terörünün arkasında ciddi bir müzikal bilinç barındırır. “Mate. Feed. Kill. Repeat.” albümünden istedikleri başarıyı yakalayamayan grup, bu dönemden taşınan fikirleri burada daha karanlık, daha sert ve daha net bir forma sokmuştur. Bu albüm, bütün üyelerin ortak görüşüyle grubun kendilerini en iyi ifade edebileceği çalışma olmuştur.
Bu albüm bir başlangıçtan çok, her şeyin yeni başladığının habercisidir.
Slipknot artık yer altında değil, doğrudan yüzünüze bağırmaktadır.

Bu albüm benim için neden özel bir albüm?
Çünkü karşımızda 9 manyak var ve hepsinin tek hedefi dünyayı ele geçirmek gibi duruyor. Bu klişe bir cümle değil; gerçekten Slipknot öyle hissettiriyor. Her biri sahnede ayrı bir karakter, ayrı bir kimlik. Ama garip olan şu ki, bu kaos dağılmıyor, birleşiyor. Herkesin ne kadar aç olduğu, ne kadar istekli olduğu ve artistik olarak ne kadar farklı düşündüğü albümü benim gözümde kusursuz yapıyor.
Bu dokuz kişi sadece müzik yapmıyor; sahnede bir kaos ortamı oluşturuyorlar. Tulumlar, numaralar ve maskeler Evet, ah o maskeler… Hepsi bir estetik tercihten çok daha fazlası. Sanki hepsi kendi içindeki karanlığı alıp tek bir yaratığa dönüştürmüş gibi. Kadroya baktığında; (0) Sid Wilson (DJ), (1) Joey Jordison (davul), (2) Paul Gray (bas gitar), (3) Chris Fehn (perküsyon / back vokal), (4) Jim Root (Lead gitar), (5) Craig Jones (sampler / klavye), (6) Shawn Crahan (perküsyon), (7) Mick Thomson (Ritim gitar) ve (8) Corey Taylor (vokal) gibi birbirinden tamamen farklı karakterler görüyorsun.
O yıllarda böyle bir yapılanma inanılmazdı. İki gitar, bas ve davul zaten sert; ama üstüne iki perküsyoncu, bir DJ ve sampler eklemek? Bu artık grup değil, bir Armageddon.
Benim için bu albümü özel yapan şey tam olarak bu: Dokuz farklı zihnin tek bir öfke frekansında birleşmesi. Bu bir yeni bir moda değildi, bir MTV akımı değildi. Bu bir dönemin sesiydi. Ve biz o sesi sonuna kadar açtık.

Tür: Nu-metal
Yıl: 1999
Puan: 9/10




Yorumlar